Orta Doğu'da yeniden tırmanan jeopolitik gerilim ve artan petrol fiyatları, enflasyonist baskıların tekrar artabileceğine yönelik endişeleri öne çıkarıyor.
ABD'de enflasyonun yavaşlamasına karşın son günlerde Orta Doğu kaynaklı jeopolitik risklerin artması Hürmüz Boğazı kaynaklı arz endişelerine neden olurken enerji fiyatlarının yeniden yükselişe geçmesi tahvil getirilerinin artmasında etkili oldu.
ABD basınında, üst düzey bir İranlı yetkilinin, diplomatik çabaların sonuçsuz kalması halinde ülkenin savunma odaklı bir politika yerine saldırı odaklı bir politikaya yönelebileceğini söylediği iddia edildi. ABD Başkanı Donald Trump da Oval Ofis'te basın mensuplarına yaptığı açıklamada, süresi dolan 60 günlük çerçeve anlaşmayı uzatmak isteyip istemedikleri sorusuna "Hayır" yanıtını verdi.
Öte yandan Fox News'in haberine göre Trump, İran ile gerilimin sürdüğü Hürmüz Boğazı'nda ABD'nin faaliyetlerini engellemesi halinde Umman'ı "bombalayacaklarını" belirtti.
Son gelişmeler, ekonomilerin arz şoklarına ve kalıcı enflasyonist baskılara karşı daha savunmasız hale geleceğine yönelik endişelerin artmasına neden oldu.
Hükümetlerin harcamalarını dizginleyememesi ve bunun mali durumlarını daha kötü hale getirebileceğine yönelik endişeler de tahvil piyasasındaki satış baskısını derinleştiren unsurlar arasında yer aldı.
ABD'de kasım ayında gerçekleşecek ara seçimlerin de politik riskleri öne çıkarabileceği ve mali sorunları daha da belirginleştirebileceği öngörülüyor.
Bu gelişmelerle ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,75'le Ocak 2025'ten bu yana en yüksek seviyelere yaklaşırken 30 yıllık tahvil faizi yüzde 5,34'le 2007'den bu yana en yüksek seviyeyi gördü.
Daha sonra ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,69'da, 30 yıllık tahvil faizi yüzde 5,27'de dengelendi.
ABD tahvil getirilerindeki sert yükselişin ara seçimler öncesinde ABD Başkanı Donald Trump ve Hazine Bakanı Scott Bessent için sorun oluşturduğu, yüksek kamu finansman maliyetlerinin kurumsal ve tüketici kredilerine yansıdığı belirtiliyor.