AA Stratejik Analiz Muhabiri Utku Asker, NATO 3.0'ın ne ifade ettiğini AA Analiz için kaleme aldı.
***
ABD'nin 34. Başkanı Dwight Eisenhower, 1951'de NATO'nun ilk Avrupa Müttefik Kuvvetleri Yüksek Komutanı sıfatıyla konuşurken, ittifakın yeni kurulan komuta yapısı bünyesinde Avrupa'ya yerleştirilen ABD birlikleri on yıl içinde dönmemiş olursa bütün projenin başarısız sayılacağını söylemiş, ABD desteğinin amacının Avrupa'nın kendini savunma iradesini ve kapasitesini yeniden ayağa kaldırmak olduğunu belirtmişti. Kurucu komutanın gözünde Avrupa'daki ABD varlığı yalnızca inşaatlarda kullanılan bir iskeleden ibaretti ve Avrupa kendini savunabilecek hale geldiğinde bu iskele sökülecekti. Aradan geçen yetmiş beş yılda ABD birliklerinin Avrupa'dan ayrılması bir yana, bu iskele binanın taşıyıcı kolonu
Washington'ın bu Avrupa sorusuna verdiği yanıt, "NATO 3.0" adı altında kavramsallaştırılıyor. NATO'nun dönemsel yapılarına yönelik bu çerçeveleme, bir doktrinden ziyade ittifak sözleşmesinin değişen güç dağılımı altında yeniden müzakeresi olarak okunmalı. Müzakerenin şartları en açık ifadesini Şubat 2026'da Brüksel'deki NATO Savunma Bakanları toplantısında Elbridge Colby'nin konuşmasında buldu. Terimin kendisi ise sanılandan eski. NATO Genel Sekreter Yardımcısı Alexander Vershbow daha 2012'de, Lizbon ve Chicago zirvelerinin ardından ittifakın küresel ortaklıklara açılan bir NATO 3.0'a doğru yol aldığını söylüyordu. Vershbow'un kastettiği, Colby'nin bugün geride bırakmak istediği modelin doğr
Düzeltmenin geldiği aşamayı doğru okumak da en az kavramın kendisi kadar önemli. Zirve öncesi yorumlarda sıkça başvurulan yol ayrımı metaforu da ittifakın halen bir yön arayışında olduğunu ima ediyor. Oysa yön tercihi geçen yıl oybirliğiyle yapıldı ve Ankara Zirvesi'nde ülkelerin önünde artık bir yön sorusu durmuyor. Zirve daha çok, seçilmiş bir yolda yürümeye devam edilip edilmeyeceğinin sınanacağı bir "tamam mı devam mı?" sorusuyla şekillenecek. Nitekim NATO Genel Sekreteri Mark Rutte de zirveyi, Lahey'de verilen teminatlara yönelik bir teslimat ve uygulama zirvesi olarak tanımlarken, Ankara'nın Lahey'den bile önemli olabileceğini, zira taahhütte bulunmakla taahhüdü yerine getirmenin aynı
Rutte'nin işaret ettiği taahhütlerin adresi, Haziran 2025'teki Lahey Zirvesi'ydi. Otuz iki müttefikin tamamı, en az yüzde 3,5'i çekirdek savunma gereksinimlerine, yüzde 1,5'i kadarı altyapı, dayanıklılık ve savunma sanayii gibi güvenlik bağlantılı alanlara gitmek üzere gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) yüzde 5'ini savunmaya ayırma taahhüdüne imza attı. Söz konusu yol ayrımı fikriyatının işaret ettiği dönüşüm burada yaşandı.
NATO ülkelerinin savunma harcamalarına yönelik veriler söz konusu dönüşümü gösterir nitelikte. 2015 ile 2025 arasındaki savunma harcaması değişimi milli gelire oran üzerinden kıyaslandığında, otuz iki müttefikten otuz birinin savunma harcamasının GSYH içindeki payını artırdığı ve payı gerileyen tek ülkenin ABD olduğu görülüyor. Avrupalı müttefikler ve Kanada kolektif savunma yatırımını 2014'te GSYH'lerinin yüzde 1,4'ünden 2025'te yüzde 2,3'üne taşıdı. Rutte'nin hesabıyla son on yılda 1,2 trilyon dolarlık ek harcama yapıldı ve yalnızca 2024'ten 2025'e geçişte yüzde 20'lik, 139 milyar dolarlık bir artış yaşandı. Tablo aslında 2022'de başlayan Rusya-Ukrayna Savaşı’yla şekillenmeye başlamıştı ve
Ankara'nın gündemi de Lahey'de atılan imzadan sonrasına göre, bir tamamlayıcı olarak kurulmuş durumda. Zirvenin üç önceliği savunma yatırımlarının artırılması, transatlantik savunma sanayii üretiminin güçlendirilmesi ve Ukrayna'ya desteğin sürdürülmesi diye sıralanıyor. Kimi müttefiklerin yüzde 5 hedefine takvimin çok önünde, daha 2026'da ulaşması beklenirken zirvenin derdi harcamanın miktarından çok doğru kabiliyetlere yönelmesini güvence altına almak. Zirvenin ilk günü olan 7 Temmuz'un neredeyse tamamının savunma sanayii forum ve görüşmelerine ayrılması ile üretimin, tedarikin ve teknolojik entegrasyonun liderler oturumundan daha fazla vakit alması, ittifakın ağırlık merkezinin bildirilerd