Dijital platformlar ve sosyal medyada LGBT ve cinsiyet kimliğine ilişkin içeriklerin daha görünür hale gelmesi, özellikle çocukların karşılaştığı içeriklerin niteliği ile ailelerin dijital dünyadaki rehberlik ve denetim rolünü gündeme getiriyor.
Çocukların kimlik ve değer gelişiminde önemli bir yere sahip olan ailenin, dijital içeriklerin etkilerine karşı üstlenebileceği rolün yanı sıra LGBT ve cinsiyet kimliği tartışmalarının aile yapısı, kadın-erkek rolleri, eğitim ve hukuk alanlarındaki yansımaları da farklı görüşlerle ele alınıyor.
Konuya ilişkin AA muhabirine açıklama yapan Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi (ASBÜ) Hukuk Fakültesi Genel Kamu Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Emir Kaya, LGBT eylemlerinin ve kimliğinin kasten teşvik edildiğini, bir yandan gıda, ekran ve ideoloji kanallarıyla LGBT'nin yayıldığını, diğer yandan da yaygınlığın çok ötesinde teşvik edilerek hiç kimsenin karşı koyamayacağı boyuta ulaşmasının istenildiği yönünde görüş bildirdi.
Bu hedefin arkasında LGBT örgütleri ve insanlığı dönüştürmek isteyen odaklar olduğunu öne süren Kaya, bu odakların amaçlarının insan nüfusunu azaltmak, cinsiyet rollerini merkeze alan geleneksel dünyayı yok etmek, geleneksel dünyanın sacayakları olan din, dil, kültür ve kimlik unsurlarını ortadan kaldırmak olduğu değerlendirmesinde bulundu.
Söz konusu odakların böylece insanları çok kolay güdülür ve şekillenir hale getirerek, nihayetinde etkisiz bir insan varlığı oluşturabileceğini belirten Kaya, "Dünya ve insanlık bir operasyon sahası olarak görülmektedir. Operasyonun adı da LGBT'dir. Kısacası LGBT gündemi organik değildir. Kasıtlı, planlı, çok iyi hesaplanmış bir sosyo-kültürel saldırı kanalıdır." ifadesini kullandı.
Prof. Dr. Kaya, sermayeyi yükselten ideolojilerin ve odakların LGBT'yi teşvik eden odaklarla aynı olduğu yönünde görüş bildirdi.
Paranın durduğu yerde değil, kullanıldığı yönde güç olduğunu belirten Kaya, şunları kaydetti:
"Gücün doğasında olası rakipleri zayıflatma isteği vardır. Şuurlu insanlık, dünyayı oyun alanı olarak görenlerin doğal rakibidir. İnsanlığı tüketim yoluyla zayıflatanlar, ekranlarla zayıflatanlar, bağımlılıklarla zayıflatanlar, cinsellik pompalayarak zayıflatanlar hep aynı odaklar. Ana motivasyon, insanlığı zayıflatmaktır. Bunu kim ister? İnsanlık karşısında kim kendini tehlikede hisseder? Sayısı az, parası çok gruplar. Kitlelerin değerlerini, inançlarını, direncini kırarak kendileri için daha seçkin, daha güvenli bir dünya kurmak isteyenler var."
Kaya, tüm dünyada geleneksel toplumsal değerlerin cinsiyetin içine kodlandığını ve aile aracılığıyla taşındığını aktararak, "Aile hayatının kötü olarak gösterilmesi, bu odaklar için hem bir hedeftir hem de bir sonuçtur. Bir yandan kadın-erkek arası muhabbeti düşmanlaştırıcı sinsi politikalarla bozarlar, diğer yandan da 'bakın, karşı cins işte böyle sorunlu' derler. Kadın-erkek ahengi bozulursa diğer tüm toplumsal değerler hızla çözülür ve o ülke artık işgal edilmiştir." değerlendirmesini yaptı.
Kaya, dijital platformlar ve medyada LGBT tarzı içeriklerin sıkça işlenmesine ve bunun etkilerine de değindi.