Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Yetim, Lübnan ve İsrail arasında sağlanan 10 günlük ateşkesin ne ifade ettiğini AA Analiz için kaleme aldı.
***
Şubat ayında başlayan ABD-İsrail ittifakının İran’a yönelik saldırılarında en kritik sahalardan biri olan ve çatışmaların doğrudan sirayet ettiği Lübnan cephesi, bu sürecin en ağır maliyetlerini üstlenen ülke olmuştur. Tarihsel süreçte İsrail’in işgal girişimleriyle en yoğun yüzleşen ve siyasi istikrar açısından Orta Doğu’nun kırılgan ülkelerinden biri olan Lübnan’da, şubat işgali İsrail ile Hizbullah arasında üçüncü defa yoğun çatışmalara sebebiyet vermiştir. Bu minvalde 2024’teki göreli ateşkes ortamı İsrail’in Güney Lübnan’da süren belirli işgal rejimi ve askeri saldırıları ile zaman zaman kesintiye uğrasa da İran’a yönelik topyekun saldırılar Hizbullah’ın, hızlı şekilde bölgesel savaşa e
Bölgesel kutuplaşma ve çatışmaların doğrudan yansıdığı ve ülke içi güç dengelerini sarstığı Lübnan, bu kutuplaşma ve çatışma halinde durağanlık oluşmasına rağmen kalıcı istikrar ve güvenlik ortamını sağlamada genelde zayıf kalmaktadır. Benzer durumu İran-ABD arasında varılan ateşkes süreçleri ve devam eden müzakerelerde de görmekteyiz. Bu konuda ABD tarafı ilk aşamada Lübnan’ın ateşkes ve olası barış görüşmelerinin parçası olmadığını ifade etse de İran, bölgedeki en güçlü müttefiki Hizbullah nedeniyle buna kararlı şekilde karşı çıkmıştır. Sonraki aşamalarda Washington, Lübnan’ın da sürece dahil edildiğini ifade etse de bu defa İsrail bunu reddetmiştir. Buna tepki olarak İsrail, "Ebedi Karanl
2024’te tecrübe edilen ve dağılma-etkisizleşme gerçeğiyle yüz yüze gelen Hizbullah ise, şubat işgali sürecinde İsrail’e Güney Lübnan’da beklenenin aksine etkin kapasite üreterek bu cephenin de en az kolay ve hızlı "zafer" umulan İran cephesi kadar dirençli olduğunu göstermiştir. Bu minvalde Lübnan’da hakim siyasi konumunu kaybetmesine ve örgütsel-askeri anlamda oldukça gerileme yaşamasına rağmen İsrail’in özellikle karadan işgal girişimlerine Güney Lübnan’da karşılık verebilen ve Kuzey İsrail bölgesine askeri saldırılar üreten Hizbullah’ın, yitirdiği caydırıcı pozisyonda kısmi tahkime gittiği söylenebilir. Lübnan’daki güç dengesinin Hizbullah’ın bölgesel gelişmelerde ürettiği etkinlik ve İra
Donald Trump yönetimi, Lübnan-İsrail doğrudan görüşmelerine uzun aradan sonra ev sahipliği yapmış ve taraflar 10 günlük ateşkes başta olmak üzere Hizbullah’ın silahsızlandırılması, karşılıklı saldırıların durdurulması ve Lübnan silahlı güçlerinin tek otorite olarak kabul edilmesi gibi bazı konularda anlaşmaya varmıştır. Dahası iki ülke arasında doğrudan olması sebebiyle tarihi görülen bu mutabakatta İsrail-Lübnan arasında kalıcı güvenlik ve barış anlaşmasından da bahsedilmiştir. Dolayısıyla Lübnan hükümeti ve İsrail, Hizbullah’ın silahsızlandırılması meselesi başta olmak üzere belirli konularda anlayış birliğine gitmiştir.
Diğer taraftan bu mutabakata rağmen son dönemde merkezi konumunu, toprak bütünlüğünü ve egemen eşitliğini güçlendirme arayışında olan Lübnan hükümeti, İsrail işgalinin sürdürülmesine rıza göstermeyeceğini de vurgulamıştır. Varılan anlaşma Hizbullah tarafından reddedilerek "direniş hakkının" devam ettiği ifade edilse de Trump yönetimi, Lübnan’da çatışmaların durması yönünde çağrılarını ve İsrail’in artık Lübnan’a saldırmayacağını yinelemiştir. Ancak İsrail’in varılan mutabakatta "meşru müdafaa" hakkı çerçevesinde her türlü önlemi alma ifadesine yer vermesi ve yapılan açıklamalarda Güney Lübnan’daki işgal bölgelerinden çekilmeyeceğine vurgu yapması, Hamas ve Gazze temelli barış görüşmelerindek