Başbakan Viktor Orban’ın liderliğindeki Macar Yurttaş Birliği Partisi (Fidesz), 16 yıllık yönetimin ardından en zorlu seçimiyle karşı karşıya bulunuyor.
Seçimlerin, Macaristan’ın AB ile ilişkilerinin yönü ve Avrupa’daki sağ hareketlerin geleceği açısından bir dönüm noktası olabileceği değerlendiriliyor.
2010’dan bu yana girdiği seçimleri kazanarak Macaristan siyasetinde en uzun süre görevde kalan lider olan Orban ayrıca, AB içerisinde mevcut en uzun süre görevde kalan başbakan konumunda.
Başbakan Orban liderliğindeki Fidesz, ekonomik istikrar, enerji politikaları ve aile politikaları gibi alanlarda elde edilen kazanımları öne çıkararak seçmenden destek istiyor.
Orban'ın hem ABD hem de Rusya'yla iyi ilişkileri bulunuyor. ABD Başkanı Donald Trump, genel seçimde Macar halkını Orban'a oy kullanmaya çağırdı.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de 7-8 Nisan'da Budapeşte'ye yaptığı ziyarette Orban'ın, "medeniyet değerlerini, egemenliği, refahı, tarihi ve millet duygusunu" koruduğunu belirterek halkı Fidesz'e oy vermeye davet etti.
AB’nin Ukrayna’ya sağladığı mali ve askeri destek ile Rus enerjisine yönelik yaptırımları veto ederek Brüksel ile sık sık karşı karşıya gelen Orban liderliğindeki Macaristan, bu politikaları nedeniyle AB içinde en fazla eleştirilen ülkelerden biri haline geldi.
Anketlere göre, 2010'dan bu yana seçimleri kazanan ve mecliste önemli bir çoğunluğu elinde tutan Orban'a karşı bugüne kadar en önemli potansiyeli, Saygı ve Özgürlük Partisi (Tisza) lideri Peter Magyar taşıyor.
Orban'ın karşısındaki en güçlü aday olan Magyar, AB ile ilişkilerin güçlendirilmesini, Macaristan'ın "Batı ile daha uyumlu" ve Rusya ile "daha pragmatik" bir dış politikaya dönmesi gerektiğini savunuyor.
Magyar, ülkenin en önemli sorunlarını yolsuzluk ve yönetim, kamu hizmetleri, yaşam maliyeti ile enflasyon olarak gösteriyor.