Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Deniz Bilimleri Enstitüsü, Akdeniz Üniversitesi, Ege Üniversitesi ve Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi ortaklığında gerçekleştirilen TÜBİTAK 1001 projesi ile Marmara Denizi'nin kirlilik tarihi araştırılıyor.
Projenin ara raporuna göre, çalışma kapsamında Marmara Denizi'nin 14 kritik noktasından alınan sediment karotlarının ilk analizleri sonuç verdi. İncelenen örneklerde mikroplastik dağılımı, kirletici yükü ve radyoizotop tarihlemesine ilişkin ilk bulgular yer alıyor.
Çalışmaların sonraki aşamasında polimer karakterizasyonu ve metal kirliliğine yönelik analizler sürdürülecek.
Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Olgaç Güven'in yürütücülüğünde geçen yıl başlatılan projede, ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsüne ait Bilim-2 araştırma gemisiyle deniz tabanından "ahtapot" adı verilen karot cihazı kullanılarak 40-50 santimetre uzunluğunda sediment örnekler çıkarıldı.
Güven, Marmara Denizi'nin, tek bir ülkenin yönetiminde olması nedeniyle insan faaliyetlerinin etkilerini izlemek açısından dünyadaki birçok denize göre daha kontrollü ve özel bir araştırma alanı sunduğunu söyledi.
Projede ilk etapta Marmara Denizi'nin farklı baskılar altındaki bölgelerini temsil edecek örnekleri açtıklarını belirten Güven, "İzmit Körfezi, Gemlik Körfezi, Marmara'nın en derin noktası olan Çınarcık Çukuru, İmralı Baseni ve Marmara'nın orta kesiminden alınan sediment karotlarında mikroplastiklerin dikey dağılımını ve karakterizasyonunu inceledik. Özellikle yoğun sanayi, nüfus ve tatlı su girdilerinin etkisindeki İzmit Körfezi ile Karadeniz kaynaklı akıntıların taşıdığı yükün toplandığı Çınarcık Çukuru'nda dikkati çekici bulgular elde ettik" ifadelerini kullandı.
Güven, sediment örneklerinde yapılan tarihlendirme çalışmalarının Ege Üniversitesi Nükleer Bilimler Enstitüsünde yürütüldüğüne işaret ederek, "Geçmişten günümüze artan bir plastik kirliliği trendi bütün istasyonlarda net şekilde görülüyor. 2000'li yılların başından itibaren plastik kirliliğinde belirgin bir artış görüyoruz. İstasyondan istasyona değişmekle birlikte bazı bölgelerde yaklaşık 3 katlık artış söz konusu" diye konuştu.
Çalışmalarda 1999 Gölcük Depremi'nin izlerine de rastladıklarını anlatan Güven, şunları kaydetti:
"İzmit Körfezi ve Çınarcık Baseni'nde deprem dönemine denk gelen katmanlarda plastik miktarında ciddi artış tespit ettik. Bu artışın, deprem sonrası karasal ortamdaki kirletici yükün deniz ortamına taşınmasıyla ilişkili olduğunu düşünüyoruz. Karasal ortamda yaşanan büyük olayların denizel ortama taşınan yükü sedimentte kayıt altına alınabiliyor."
Güven, projede sediment katmanlarında 1960'lı yıllara kadar uzanan anlamlı mikroplastik kirliliği tespit ettiklerine dikkati çekerek, daha eski katmanlarda da tekil plastik parçacıklarıyla karşılaştıklarını aktardı.