Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın imzaladığı Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Orta Doğu ile Güney Asya arasındaki güvenlik dengeleri açısından yeni bir dönemin kapısını araladı.Anlaşmada yer alan kolektif savunma ilkesi kapsamında, üç ülkeden birine yönelik silahlı saldırının diğer ülkelere de yapılmış kabul edilmesi öngörülüyor. Bu yönüyle anlaşma, geleneksel askeri işbirliğinin ötesinde stratejik bir ortaklık niteliği taşıyor.Mekke’de atılan imza, bölge ülkelerinin değişen güvenlik tehditleri karşısında kendi askeri ve stratejik kapasitelerini bir araya getirme arayışının önemli bir adımı olarak değerlendiriliyor.Anlaşmanın temelleri, 17 Eylül 2025'te Suudi Arabistan ile Pakistan
arasında imzalanan Stratejik Karşılıklı Savunma Anlaşması'na dayanıyor.
Riyad ve İslamabad yönetimleri, taraflardan birine yönelik saldırının
diğerine de yapılmış kabul edileceğini ilan ederek uzun yıllara dayanan
askeri ilişkilerini karşılıklı savunma seviyesine çıkardı. Türkiye'nin
sisteme dahil edilme süreci ise planlı bir diplomasi trafiğiyle
yürütüldü.Üçlü savunma düzenlemesi üzerinde uzun süredir çalışıldığını anlatan Pakistan Savunma Üretim Bakanı Raza Hayat Harraj çarpıcı açıklamalarda bulunarak, "Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan yaklaşık bir yıldır bu konu üzerinde görüşüyor ve taslak metin hazırlandı." dedi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da Ocak 2026'da söz konusu görüşmelerin varlığını doğrulamıştı.İsrail-İran geriliminin bölgesel ölçekte genişlemesi, Körfez ülkelerinin füze ve insansız hava aracı tehditleriyle karşılaşması, Kızıldeniz ve Hürmüz Boğazı çevresindeki güvenlik sorunları sürece ivme kazandırdı. ABD'nin bölgedeki askeri varlığı devam etse de Washington'ın uzun vadeli güvenlik taahhütlerine ilişkin soru işare
(Kaynak: ENSONHABER)