Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından "Uluslararası Sistemde Kırılma: Krizler, Anlatılar ve Düzen Arayışı" temasıyla Beşiktaş'ta bir otelde düzenlenen Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi'nin (STRATCOM), "İletişimde Yeni Paradigma: Bilgi, Güç ve Anlatı" başlıklı oturumunda yaptığı konuşmada, pandemiden bu yana dünyanın birçok kritik eşikten, krizlerden ve kırılmalardan geçtiğini belirtti.
Rusya-Ukrayna Savaşı'nın 5. yılına girdiğini ve henüz savaşın nasıl biteceğine dair netleşen bir tablonun yer almadığını, İsrail'in Gazze'ye Ekim 2023'ten bu yana düzenlediği saldırıların da hala devam ettiğini aktaran Kalın, "Gazze barışını hayata geçirmek için çabalarımız devam ederken İsrail'in ihlalleri, işgal ve ilhak politikaları hiçbir şekilde ara vermeden devam ediyor." dedi.
Kalın, Suriye devriminin etkilerinin de tüm bölgede hissedilmeye devam ettiğini belirterek, şunları kaydetti:
"Geçen sene haziran ayında yaşanan 12 günlük İsrail-İran savaşı, şu anda içinde bulunduğumuz savaşın fiili şartlarını da test eden, ortaya çıkaran bir niteliğe sahip idi. Şu anda ise 28 Şubat'ta başlayan, 1 aydır devam eden İsrail-ABD-İran savaşının ortasında bulunuyoruz. Bu savaşı önlemek, ilk planda ortaya çıkmasını engellemek için Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Dışişleri Bakanımız, Milli Savunma Bakanımız, bizler, İletişim Başkanlığımız ve diğer ilgili tüm arkadaşlarımızla çok yoğun bir çaba sarf ettik. Her seferinde öngörülemezlik, kırılganlık, gücün keyfi kullanımı üzerine dayalı bir dünya sisteminin ancak yeni krizler ve savaşlar üreteceğini ifade ederek, bu tür çatışmaların ve yıkıml
Bu çabaların da aralık vermeden devam ettiğini vurgulayan Kalın, "Bugün itibariyle de bu savaşın bütün bölgeye yayılmaması, daha yıkıcı hale gelmemesi, geleceğe dönük olarak da kalıcı hasara sebep olmaması için çabalarımızı yoğunlaştırıyoruz. Fakat maalesef İsrail'in başlattığı bu bölgesel savaşın giderek bir küresel krize dönüşmesi ve Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle, '8 milyarın bedelini ödediği bir savaşa dönüşmesi' şu anda fiili bir gerçeklik olmaya doğru hızla ilerliyor. Tüm çabamız öncelikle bu savaşın bir an önce sona ermesi olacaktır." diye konuştu.
İbrahim Kalın, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu büyük savaşla birlikte bölgemizde aynı zamanda büyük bir fitne ateşinin yakıldığını da ifade etmeliyim. Bu savaşın hesaplanan sonuçlarından bir tanesi sadece İran'ın nükleer kapasitesinin ortadan kaldırılması değil fakat bundan çok daha tehlikeli olarak bölgenin kurucu asli unsurları olan Türkler, Kürtler, Araplar ve Farslar arasında on yıllarca devam edecek bir kardeş savaşına, bir kan davasına zemin hazırlayacak adımların atılmasıdır. Bunlara karşı Türkiye olarak sonuna kadar teyakkuz halinde mücadele edeceğimizi ifade etmek isterim.
Biz Türkiye olarak hiçbir zaman fitne ateşine odun taşıyan taraf olmadık, olmayacağız. Gerekirse ateş topunu elimize alacağız, göğsümüzde soğutacağız ama onu hiçbir zaman fitne ateşine atmayacağız. Fitne ateşini yaymaya çalışanlara karşı da kendi dinamiklerimizle, değerlerimizle, liderliğimizle kendi önceliklerimizle karşı durmaya devam edeceğiz. Biz dostun ve düşmanın kim olduğunu bilerek hareket ediyoruz. Türkiye olarak bu istikametten ayrılmayacağımızı bir kez daha ifade etmek istiyorum."
İran'a yönelik savaşın uluslararası hukuk açısından bir zemininin olmadığını söylemeye gerek bile duymadığını vurgulayan Kalın, "Fakat bu savaşı başlatanların sadece İran'la sınırlı kalmayıp bölgede birtakım oldubittilerle, Lübnan'da, Suriye'de Filistin topraklarında ve başka yerlerde fiili durumlar yaratarak yeni imha, ilhak ve işgal politikaları peşinde olduğunu çok iyi biliyoruz. Özellikle Lübnan'da son günlerde yaşanan gelişmelerin, 74'te Golan Tepelerinde yaşanana benzer fiili bir durum yaratıp bunu bir imha, ilhak ve işgal politikasına dönüştürme girişimi olduğunu görüyoruz. Bunu önlemek için de çabalarımızı yoğunlaştırıyoruz." diye konuştu.