Mobilya Dernekleri Federasyonu (MOSFED) tarafından düzenlenen ve Türkiye’nin ilk tasarım odaklı fuarı olma özelliğini taşıyan Furnishings & Design Istanbul’un (FDI) üçüncü edisyonu başladı. Bu yıl “Where Design Leads” (Tasarıma Yön Verenlerin Olduğu Yer) mottosuyla gerçekleştirilen fuarın açılışına İstanbul Valisi Davut Gül, T.C. Ticaret Bakan Yardımcısı Ö. Volkan Ağar, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe ve ev sahibi olarak MOSFED Başkanı Ahmet Güleç katılım gösterdi.
Özenle belirlenen katılımcı profili, tasarım odağı güçlü yaklaşımı ve profesyonel ziyaretçi yapısıyla, markalara yalnızca sergileme alanı değil; güçlü bir temsil zemini sunacak biçimde kurgulanan ve 26 Eylül’e kadar ziyaretçilerini ağırlayacak olan fuar; mobilyadan aydınlatmaya, ev tekstilinden aksesuara kadar bütün kategorilerde iç mekân ekosisteminde tasarımın çıtasını gelecek vizyonuyla buluşturacak.
12 bin metrekarelik iki salonda, 90 marka, 85 özel seçki, 12 panelde 30’u aşkın konuşmacı ve dört tasarım odaklı sergiye ev sahipliği yapacak olan fuar ayrıca, Designer-to-Business (D2B) Programı’nda ABD’den İtalya’ya, Burkina Faso’dan Katar’a, Hindistan’dan Nijerya’ya uzanan toplam 23 ülkeden nitelikli uluslararası alıcıları Türk markalarıyla bir araya getirecek.
Fuarın açılış konuşmasına “Bundan üç yıl önce bir fikirle yola çıktık. Bugün, bu fikrin büyüyerek güçlü bir karşılığa dönüştüğünü görmekten büyük memnuniyet duyuyorum. FDI Istanbul’un ilk gününden bu yana üzerinde düşündüğümüz temel fikir değişmedi.
O da, üretim gücümüzü tasarımla buluşturmak, tasarımın yarattığı değeri markalarımıza taşımak ve bu değeri dünyanın daha geniş bir coğrafyasıyla buluşturmak” diyerek başlayan Mobilya Dernekleri Federasyonu (MOSFED) Başkanı Ahmet Güleç, sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye, özellikle mobilyada güçlü bir üretim kapasitesine sahip. Mobilyanın bütün kategorilerinde üretim yapabilen dört ülkeden biriyiz. 14 milyar dolarlık üretim gücümüzle dünyanın 200 ülkesine ürün ulaştırıyoruz. Bu bizim için yalnızca ekonomik bir büyüklük değil.
Yıllar içinde oluşmuş güçlü bir üretim kültürü, zanaat birikimi, girişimcilik deneyimi ve önemli bir tasarım potansiyeli anlamına geliyor. Bugün bu birikimi yeni dönemin ihtiyaçları doğrultusunda daha güçlü biçimde bir araya getirme fırsatımız var.
Çünkü artık değer yalnızca ürünün kendisinde oluşmuyor. Ürünün tasarımında, malzemesinde, hikâyesinde, sunduğu deneyimde, marka kimliğinde ve ulaştığı pazarda da oluşuyor. Dolayısıyla bugün uçtan uca bir değer zincirinden söz ediyoruz. FDI Istanbul’u da bu anlayışın en önemli parçası olarak görüyoruz.”
Tasarımın artık ürünün görünümünü belirleyen bir unsur olmanın ötesine geçerek; ne söylediğini, kimin için üretildiğini ve küresel pazarda nasıl farklılaştığını belirten Güleç sözlerine şöyle devam etti:
“FDI Istanbul’un temel fikri de burada yatıyor. Tasarımın üretimden markaya, ticaretten ihracata uzanan değer zincirinin merkezinde olması.
Bugün fuarda yer alan markalar, tasarımlarını uluslararası ziyaretçiler ve alıcılarla buluşturuyor. Çünkü küresel pazarda ürünün doğru insanlarla buluşması ve doğru şekilde anlatılması da en az üretim kadar önem taşıyor. FDI Istanbul bu açıdan markalar için güçlü bir global görünürlük alanı sunuyor ve geleceğin ihtiyaçlarına odaklanan bir vizyonla hareket ediyor.”