Usta yazarın yeni yaşını "Sadece Mustafa Kutlu" dosyasıyla kutlayan dergi, Kutlu'nun hikayeciliğini, aynı zamanda ressam, senarist, editör ve ansiklopedi yazarı olma yönlerini ele aldı.
Yayın direktörlüğünü Mustafa Akar'ın yaptığı derginin, yazı işleri müdürlüğünü Soner Karakuş, editörlüğünü ise Nahide Nagehan Akyol üstleniyor.
Tenekeci, derginin sunuş yazısında Kutlu'nun 6 Mart 1947'de dünyaya geldiğini belirterek, "Muhit dergisi olarak mart sayımızı Mustafa Kutlu üstadımıza armağan etmeye karar verdik. Ömrü uzun olsun. Edebiyat sadece metinlerden ibaret değildir. Dostluklar, aziz hatıralar, müşterek dertler ve çabalar da edebiyata dahildir. İşte bundan dolayı Kutlu ile çalışmış, mesai yapmış isimlerin de dosyada olmasını istedik." ifadelerini kullandı.
Kutlu'nun bugün genç okurlar tarafından sadece öykücü ve deneme yazarı olarak bilindiğine işaret eden Tenekeci, şu değerlendirmeye yer verdi:
"Oysa Kutlu 'bir gayrete memur olmanın' adıdır. Nerede açık varsa orayı kapatmış, ihtiyaçları tüm gücü ve hüneriyle gidermeye çalışmıştır. Gayesi, muazzam bir gayreti de beraberinde getirmiştir. Böylece onun ismi fedakarlığın hanesine yazılmıştır. İmla Kılavuzu tertip etmiş, bir başına Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi'ni hazırlamış, kitap kapakları yapmış, desenler çizmiş, sinemayla ciddi biçimde ilgilenmiş, kanaat ekonomisi kavramını milletin gündemine taşımış, etkili editörlüğüyle birçok gencin hayatına dokunup adeta yol ustası olmuştur. Üstelik bütün bunları her türlü imkanın kısıtlı olduğu yokluk yıllarında yapmıştır. Mustafa Kutlu üstadımızın dergiciliği neredeyse ayrı bir dosyanın
Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın, "Mustafa Kutlu Deyince" başlıklı yazısında, İstanbul Üniversitesi'nde öğrenciyken Kutlu ile tanıştığına işaret ederek, şu bilgileri verdi:
"Türkçenin arı, duru, sakin, dingin ve tertemiz ikliminde mis gibi nefes almayı en çok Mustafa Kutlu'nun kaleminden öğrendim. Bazen acıyı, bazen özlemi anlattı bize, bazen zaferi, bazen yenilgiyi. Yokuşa akan suları tasvir ederken 'Umutsuzluk yok ha! İyiler ölmez.' dedi. 'Bu böyledir.' derken tevekkül haline hayatının her aşamasında şahitlik ettim. Mana ve mefhumu sadelikle anlatırken en güzel kelimeleri özenle seçtiğini gördüm. Yıllar sonra kendime şöyle bir not düştüm: Dilin sadeliği, mananın derinliğine mani değildir. Bakınız Mustafa Kutlu..."
Kalın, Kutlu'nun aynı zamanda bir sohbet ehli olduğunu dile getirerek, "Sohbet ehli olmanın, sohbet ehli bulmanın, birlikte konuşup birlikte susmanın kıymetini bilenlerin azaldığı bir çağda hesapsız kitapsız yanına gidip, diz çöküp oturabileceğiniz nadir insanlardan. Sofrasında hep bir şeyler vardır onun; karanfiller, kasımpatılar, kekik kokusu, kanarya sesi, yeni bir hikaye, yeni bir kitap, tebessüm, hissediş, şuur, ezanın sesi, ezeliyetin sesi..." görüşlerini paylaştı.
Kutlu'nun hikayeciliğinin ruhta inceliğin dilde rikkate yansımış hali olduğunu vurgulayan Kalın, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Üslubundaki nezaket ve nezahet, edebi bir sıfat olmanın ötesinde yaratılış alemine bakışın bir tezahürüdür. 'Ağaca kuş kondu' demek ile 'Ahlat ağacına bülbül kondu' demek arasındaki farkı bilen, incelmiş ve damıtılmış bir ruhun ifadesidir. Burada mesele, edebi üslup yahut kalemin kıvraklığı değil, varlığa ve varoluşa bakıştaki inceliktir. Mustafa Kutlu, sözü az, öz, yormadan ve yorulmadan söylemenin adıdır aynı zamanda. Belagatin şehvetine kapılmadan mananın ve mefhumun peşinden koşan bir yazar, az, öz ve derin söyleyen bir kalem. Mecazlarını manayla işleyen, mesellerini idrakle yoğuran, karakterlerini akıl ve kalple donatan bir edip. Yunus Emre'nin yolundan giden bir muharrir."