İsrail'in kuzeyindeki Celile bölgesinde bulunan bir yerleşimde Yahudi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Regev, bir İsrailli olmasına rağmen Filistinlilerin yaşadığı haksızlıkları dünyaya duyurmak için aktivizm yolunu seçti.
İsrailli aktivist, işgal altındaki topraklarda yaşamanın Siyonist projeyi desteklemek olduğu düşüncesiyle ülkesini terk etti ve kendisini Filistinlilerin sesini duyurmaya, 2012'den itibaren de Gazze'deki yasa dışı ablukayı kırmaya adadı. Filistinlilerle mülteci kamplarında yaşayan, onların acılarına ortak olan Regev, bu süreçte ihtida ederek Müslüman oldu.
Son olarak Küresel Sumud Filosu'na katılan ve uluslararası sularda İsrail ordusu tarafından hukuk dışı şekilde alıkonulan aktivistler arasında yer alan Regev, hayat hikayesini, İslam'ı seçmesinde neyin etkili olduğunu ve Küresel Sumud Filosu'na İsrail'in hukuk dışı şekilde düzenlediği saldırı sırasında yaşadıklarını, ihtida ettiğini açıkladığı Beytüllah'im Filistin Doğa Tarihi Müzesi'nde AA muhabirine anlattı.
Bir İsrailli olarak işgal altındaki Filistin topraklarında bulunmanın dahi Siyonist projeyi desteklemek anlamına geldiği düşüncesini paylaşan ve bu nedenle ülkesini terk ederek yurt dışında yaşamaya başladığını söyleyen Regev, "Siyonist projenin Filistin'de yaptıklarının adaletsizlik olduğunu hep biliyordum. Adaletsizlik olduğunu hissetmek için dışarı çıkmak zorundasın, çünkü İsrail toplumunda adaletsizlik normalleştirilmiş durumda." ifadelerini kullandı.
Regev, 17 yaşında bacağını kaybetmiş olmasının, diğer İsrailliler gibi asker olmasının önüne geçtiğini ve onlardan farklı bir hayat sürmesini sağladığını belirterek, "Belki de 17 yaşındayken bacağımı kaybetmiş olmam bir şans oldu, böylece askerlik yapmadım." diye konuştu.
Aktivizmle gerçekten bir şeyler yapabileceğini düşündüğünü ve bu çalışmalar sayesinde Müslümanlarla tanıştığını dile getiren İsrailli aktivist, kendisinin daha önce hiçbir zaman inançlı bir insan olmadığını, fakat Müslümanların yolunu bulmasına yardım ettiğini söyledi.
İşgal altındaki Batı Şeria'nın Beytüllahim kentinde bulunan Filistin Doğa Tarihi Müzesi'nde, 2021'de ihtida ettiğini belirten Regev, şunları söyledi:
"Asıl etken, ed-Diheyşe Mülteci Kampı'ndan bir aileyle tanışmamdı. Koronavirüs nedeniyle zorlu bir zamandı. İnsanların bir virüs yüzünden davranışlarını değiştirirken aynı zamanda savaş yoluyla birbirlerini öldürmelerini ve zarar vermelerini görmek benim için çok zordu. Kendimden daha büyük bir şeye gerçekten tüm kalbimle teslim olmam gerektiğini anladım."
İsrailli aktivist, hiçbir zaman inançlı bir Yahudi olmadığını belirterek "Yahudilik çok dışlayıcıdır. İslam ise Yahudilerin tüm peygamberlerini, Hıristiyanlığın peygamberini tanıyor ve bu hepsini bir araya getiriyor." değerlendirmesinde bulundu.
Müslüman olduktan sonra anne ve babasına daha fazla saygı göstermeye başladığına işaret eden Regev, daha önce ailesinin onları terk etmesinden korktuğunu, fakat Müslüman olduktan sonra annesinin kendisine "İslam'a minnettarım, çünkü artık benim için daha iyi bir kız oldun." dediğini aktardı.