ABD Havacılık ve Uzay Ajansının (NASA) Artemis II misyonuyla insanlı uzay yolculukları hız kazanırken dört kişilik mürettebatın, görev kapsamında uzay aracı sistemlerini test etmesi, Ay'ın daha önce görüntülenmeyen bölgelerini incelemesi ve gelecekteki insanlı inişler için uygun alanları belirlemesi hedefleniyor.
İnsanlı uzay yolculukları, bilimsel gelişmelere önemli katkılar sağlarken ülkeler arasında uzay alanındaki rekabeti de artırıyor.
20. yüzyılın ortalarından itibaren hız kazanan uzay çalışmaları, keşiflerin yanı sıra teknolojik ilerlemeyi de beraberinde getirdi. Bu süreçte öncü olma isteği, ülkeleri uzay araştırmalarında daha fazla yatırım yapmaya yöneltti.
Birleşmiş Milletler (BM), insanlı uzay yolculuklarının önemine dikkati çekmek amacıyla ilk insanlı uçuşun gerçekleştirildiği 12 Nisan'ı, "Uluslararası İnsanlı Uzay Yolculuğu Günü" olarak kutluyor.
Uzay çalışmalarında ilk büyük adım, eski Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin (SSCB) 1957'de Sputnik 1 uydusunu yörüngeye göndermesiyle atıldı.
Bu gelişme, başta ABD ve SSCB olmak üzere birçok ülke arasında uzay yarışını başlattı.
Sovyet kozmonot Yuri Gagarin'in 1961'de uzaya çıkan ilk insan olması, insanlığın uzay çağını başlatan önemli dönüm noktası oldu.
Sovyet astronot Valentina Tereshkova'nın 1963'te Dünya'nın yörüngesine çıkan ilk kadın olmasıyla bu alandaki başarılar genişledi.
Soğuk Savaş döneminde ABD ile SSCB arasındaki rekabet, uzay çalışmalarını da etkiledi. ABD, bu alanda Mercury, Gemini ve Apollo programlarını başlattı.
Alan Shepard 1961'de uzaya çıkan ilk Amerikalı astronot olurken Neil Armstrong 1969'da Ay'a ayak basan ilk insan olarak tarihe geçti.