GÜNCEL

NATO nereye gidiyor?: ABD/İsrail-İran Savaşı, Trump'ın çıkışları ve Türkiye'nin yükselen rolü

Bağımsız Araştırmacı Dr. Erman Tatlıoğlu, ABD-İsrail ile İran arasındaki savaş bağlamında NATO'nun değişen pozisyonunu, ittifakın stratejik sınırlarını ve Türki

Adana
NATO nereye gidiyor?: ABD/İsrail-İran Savaşı, Trump'ın çıkışları ve Türkiye'nin yükselen rolü

Bağımsız Araştırmacı Dr. Erman Tatlıoğlu, ABD-İsrail ile İran arasındaki savaş bağlamında NATO'nun değişen pozisyonunu, ittifakın stratejik sınırlarını ve Türkiye'nin bu süreçteki konumunu AA Analiz için kaleme aldı.

***

Orta Doğu’da tırmanan İran-İsrail gerilimi yalnızca bölgesel güç dengelerini değil, aynı zamanda "soğuk savaş" sonrası güvenlik mimarisinin temel aktörlerinden biri olan NATO’nun rolünü ve sınırlarını da yeniden tartışmaya açmaktadır. İran ve İsrail’in NATO üyesi olmaması nedeniyle ittifak bu çatışmanın doğrudan tarafı değildir. Ancak NATO’nun özellikle önde gelen üyeleri aracılığıyla bölgedeki güvenlik dinamikleri üzerindeki etkisi, ittifakı tamamen dışarıda konumlandırmayı güçleştirmektedir. Nitekim ittifak, bu tür krizlerde bir yandan caydırıcılık ve gerilimi sınırlama işlevi üstlenirken, diğer yandan karşı tarafın tehdit algısını artırarak gerilim dinamiklerini dolaylı biçimde etkileyebi

NATO, kurumsal olarak ABD/İsrail-İran Savaşı'nın doğrudan tarafı değildir. Ancak bu durum, ittifakın tamamen dışarıda olduğu anlamına da gelmemektedir. NATO’nun en güçlü üyesi olan ABD’nin İsrail’e verdiği açık destek, dolaylı olarak ittifakın tarafsızlığının sorgulanmasına neden olmakta ve kurumsal duruş ile fiili konumlanma arasında bir gerilim yaratmaktadır. Öte yandan, NATO’nun kolektif savunma mekanizmasının yalnızca üye ülkelere yönelik saldırılar durumunda devreye girmesi, ittifakın resmi olarak çatışmaya dahil olmamasını sağlamaktadır.

Öte yandan İran’ın uzun süredir NATO’nun güvenlik tehditleri arasında yer alması ve özellikle balistik füze tehdidine karşı geliştirilen savunma sistemlerinin bu çerçevede şekillendirilmesi, ittifakın bu krizden tamamen bağımsız olmadığını göstermektedir. Dolayısıyla NATO’nun konumu, klasik anlamda tarafsızlıktan ziyade "dolaylı angajman" olarak tanımlanabilir. Bu dolaylı angajman, ittifakın coğrafi ve stratejik sınırlarının giderek belirsizleştiğine işaret etmekte; NATO’nun yalnızca Atlantik merkezli bir savunma örgütü mü yoksa küresel ölçekte bir güvenlik aktörüne mi dönüştüğü sorusunu yeniden gündeme getirmektedir.

NATO’nun geleceğine ilişkin tartışmaların merkezinde, ABD’nin ittifaka yönelik yaklaşımı belirleyici bir rol oynamaktadır. Özellikle ABD Başkanı Donald Trump döneminde NATO’nun bir güvenlik mimarisinin temel unsuru olmaktan ziyade ekonomik bir yük olarak değerlendirilmesi, ittifak içinde derin bir güven krizine yol açmıştır. Avrupa ülkelerinin savunma harcamalarını artırmaya zorlanması ise kısa vadede kapasite artışı sağlasa da, uzun vadede transatlantik ilişkilerde yapısal bir gerilim ve stratejik özerklik arayışını tetiklemiş, Avrupa Birliği’nin (AB) SAFE gibi savunma programlarını yürürlüğe koymasına neden olmuştur.

Donald Trump’ın söylemleri neticesinde ABD’nin ittifaka olan bağlılığının zayıflaması NATO’nun sürdürülebilirliği açısından temel bir risk olarak öne çıkarken, bu durum ittifakın uzun vadeli güvenilirliğine dair soru işaretlerini de beraberinde getirmektedir. Buna karşılık, Rusya-Ukrayna krizi sonrasında NATO’nun genişleme eğilimi göstermesi ve kolektif savunma anlayışının yeniden önem kazanması, ittifakın dağılmaktan ziyade bir dönüşüm süreci içerisinde olduğunu ortaya koymaktadır. Öte yandan, "yeniden canlanma" olarak tanımlanan bu süreç, geçmişte Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından dile getirilen "NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti" yönündeki iddiaların aksine, Avrupa ülkelerini

Son yıllarda NATO’nun güvenlik yaklaşımı önemli ölçüde genişlemiştir. İttifak, yalnızca Avrupa-Atlantik bölgesine odaklanan geleneksel bir savunma yapısı olmaktan çıkarak, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Asya-Pasifik’i de kapsayan daha geniş bir stratejik vizyon benimsemeye başlamıştır. NATO artık konvansiyonel askeri tehditlerin ötesinde, hibrit savaş, siber güvenlik ve enerji güvenliği gibi çok boyutlu risklerle de ilgilenmektedir. Bu durum, ittifakın krizlere daha geniş bir perspektiften yaklaşmasını sağlarken, aynı zamanda NATO’nun rolünün bölgesel bir savunma örgütünden küresel ölçekte bir güvenlik aktörüne doğru evrilip evrilmediği sorusunu da gündeme getirmektedir.

Kalici baglanti: https://www.ajansonline.com.tr/haber/nato-nereye-gidiyor-abdisrail-iran-savasi-trumpin-cikislari-ve-turkiyenin-yukselen-rolu

AJANS ONLİNE

HABER PORTALI