Ankara'da, Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneğinin (TÜSİAD) ev sahipliğinde "NATO Zirvesi Diyalogları" etkinliği kapsamında düzenlenen panelde, Doğu Akdeniz'de deniz ve enerji güvenliği ile Kuzey Afrika ve Afrika'nın Sahel bölgesindeki istikrarsızlığa ilişkin konular ele alındı.
Türk Atlantik Konseyi (ATA Türkiye) ve Hariciye Dış Politika ve Güvenlik Araştırmaları Merkezi tarafından düzenlenen ve Atlantik Anlaşması Birliği (ATA) Başkanı Theodossios Georgiou'nun moderatörlüğünü yaptığı panele, eski ATA Başkanı Prof. Dr. Fabrizio W. Luccioli, emekli Büyükelçi Ömer Önhon ve güvenlik ve savunma analisti Burak Yıldırım konuşmacı olarak katıldı.
Luccioli, yaptığı konuşmada, NATO'nun güney kanadının gittikçe önemli hale geldiğine dikkati çekerek Ankara'da düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'nde ele alınacak meselelerden birinin de Akdeniz olduğuna dikkati çekti.
Askeri üstünlüğün "vazgeçilmez" olmaya devam ettiğini ancak tek başına stratejik başarıyı garanti etmediğini vurgulayan Luccioli, denizaltı kablolarının, kritik minerallerin ve yapay zekanın jeopolitik rekabetin parçası haline geldiğini anlattı.
Luccioli, Akdeniz'in önemine ilişkin ise şunları kaydetti:
"Akdeniz sadece bir havza ya da deniz değil. Güvenlik, enerji, teknoloji, ticaret, finans ve jeopolitikanın kesiştiği bir kavşak haline geldi. Artık Süveyş Kanalı ile sınırlı olmayan bir stratejik derinlik söz konusu. Bu derinlik, Kızıldeniz'e, Papua Andera Boğazı'na, hatta Hint-Pasifik'e kadar uzanıyor. Afrika Boynuzu'ndan İsrail'in derinliklerine kadar uzanıyor. Bu bölgeleri ayrı ayrı ele almak artık onları anlamaya yardımcı olmuyor. Bu bölgeler birbirlerini etkiliyor."
Bağlantı yollarının önemine dikkati çeken Luccioli, Çin'in güneydeki yaklaşımının daha az çatışmacı görünmesine rağmen stratejik niteliğini koruduğunu ifade etti.
Luccioli, Çin'in istikrarsızlık ihraç etmek yerine altyapı yatırımlarıyla nüfuz, ekonomik yatırımlarla baskı aracı, teknolojiyle de stratejik üstünlük oluşturmayı hedeflediğini vurguladı.
Kuşak ve Yol Girişimi'nin "bağlantısallığı şekillendirmeyi" amaçladığına işaret eden Luccioli, güney kanadın sadece NATO coğrafyasının bir parçası değil aynı zamanda ittifakın geleceğinin "yol haritası" olduğunu belirtti.
Önhon, son yıllarda NATO'nun güney kanadına atıfta bulunma konusunda daha fazla "farkındalığı ve isteği" olduğunu belirterek, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da kırılganlık ile istikrarsızlığın ittifakın güvenliğini etkilediğini kaydetti.