Nijerya'da 15. ve 16. yüzyıllara tarihlenen kraliyet başları, kabartma plakalar ve törensel figürlerden oluşan bu bronz eserleri, 1897'deki "Benin Seferi" sırasında İngiliz güçleri tarafından yağmalanarak Avrupa ve Kuzey Amerika'daki müze ve koleksiyonlara dağıtıldı.
Aradan geçen yüzyılı aşkın sürede bu eserlerin büyük bölümü Batı'daki müzelerde sergilenmeye devam ederken, iade süreci son yıllarda hız kazansa da istenen seviyeye ulaşmış değil.
Şubat ayında Cambridge Üniversitesi Arkeoloji ve Antropoloji Müzesi, 100'den fazla eserin mülkiyetini Nijerya'ya devreden ilk kurumlardan biri oldu. Ancak uzmanlara göre binlerce eser hala Batı'daki müze ve özel koleksiyonlarda bulunuyor.
Araştırmalara göre Afrika'ya ait kültürel mirasın yaklaşık yüzde 90-95'i kıta dışında tutuluyor.
Bu eserlerin iadesi ise hukuki engeller, mülkiyet tartışmaları ve kurumsal direnç nedeniyle yavaş ilerliyor.
Uzmanlar, iade sürecinin büyük ölçüde Batılı kurumların kontrolünde şekillendiğine dikkat çekiyor.
Açık Restitüsyon Afrika'dan araştırmacılar, Batılı kurumların "kimin konuşacağına, neyin kanıt sayılacağına ve iade sürecinin hızına" karar verdiğini belirterek bu durumun "ilkesel değil, yapısal" bir direnç oluşturduğunu vurguluyor.
Araştırmacılara göre bu yaklaşım, Afrika'nın taleplerinin görünmez kılınmasına ve Batı'nın attığı adımların "cömertlik" olarak sunulmasına yol açıyor.
California Üniversitesi Sanat Tarihi Profesörü Sylvester Okwunodu Ogbechie, konuya ilişkin AA muhabirine açıklamalarda bulundu.
Ogbechie, başlangıçta iade konusunda olumlu bir yaklaşım sergilendiğini ancak zamanla bunun daha katı bir tutuma dönüştüğünü belirtti.