ABD ile İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan ve İran'ın misillemeleriyle tırmanan Orta Doğu'daki gerilimlerde ilk ay geride kalırken çatışmaların ekonomi üzerindeki etkileri giderek daha belirgin hale geliyor.
Bölgede tarafların petrol tesislerini hedef alması enerji arzına ilişkin endişeleri artırırken, petrol fiyatlarını yukarı yönlü baskıladı. Petrol fiyatlarındaki artışın zincirleme etkileri, dünya genelinde enflasyon, büyüme ve para politikalarına yönelik beklentileri değiştirdi.
Enerji fiyatlarındaki yükselişin küresel enflasyonla mücadeleyi zorlaştırabileceğine ilişkin görüşler öne çıkıyor. Başta Fed olmak üzere önemli merkez bankalarının para politikalarında beklenen gevşeme sürecini öteleyebileceği değerlendiriliyor.
Özellikle son dönemde açıklanan makroekonomik verilerin enflasyonda katılığa işaret etmesi ve jeopolitik risklerin enerji fiyatları üzerinden ek baskı yaratması, piyasalarda faiz indirim beklentilerinin zayıflamasına neden oldu. Bu doğrultuda para piyasalarındaki fiyatlamalarda son bir aydaki belirgin değişim göze çarptı.
Piyasa beklentileri bir ay önce Fed'in yıl sonuna kadar toplamda iki faiz indirimi yapabileceği yönünde şekillenirken savaşın olumsuz etkilerinin artmasıyla bu tahminler yerini "şahin" adımlara bıraktı. Para piyasalarında, bankanın bu yıl politika faizini sabit tutması güçlü şekilde fiyatlanırken olası faiz artırımı senaryoları hala masada kalmayı sürdürüyor.
Söz konusu jeopolitik risklerle artan enflasyon beklentileri ülke tahvil piyasalarında satış baskısına yol açtı. ABD ve Avrupa'da ülke tahvil faizleri yukarı yönde hareket ediyor. ABD 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,46 seviyesine çıkarak Temmuz 2025'ten bu yana en yüksek seviyesini test etti.
İş Portföy Başekonomisti Hande Şekerci, AA muhabirine, son 7 yılda ABD'de enflasyonun yıllık ortalama yüzde 3,5 seviyesinde gerçekleşmesinin Fed’in yüzde 2 seviyesindeki enflasyon hedefinin belirgin şekilde üzerinde kalındığına işaret ettiğini söyledi.
Şekerci, bu durumun, fiyat istikrarına yönelik yapısal risklerin kalıcılığına dair önemli bir sinyal olarak okunabileceğini belirterek, "Halihazırda Orta Doğu kaynaklı petrol arz şokunun devreye girmesi ve aynı zamanda henüz piyasa tarafından tam olarak test edilmemiş yeni bir Fed başkanının göreve başlayacak olması, ABD tahvil piyasalarında kısa vadede oynaklık ve güven sorgulamalarını artırabilecek temel unsurlar olarak öne çıkıyor." dedi.
ABD'nin 10 yıllık tahvil faizinin mart ayı başındaki yüzde 4’ün altındaki seviyesinden mevcut durumda yüzde 4,4'ün üzerine çıktığını vurgulayan Şekerci, şöyle devam etti:
"Jeopolitik gerilimin uzaması riski, küresel enerji fiyat şoku ve bunun ABD enflasyonuna olası yansımaları, mevcut 10 yıl vadeli ABD tahvil faizinde iyimser fiyatlamalar olduğunu düşündürüyor. Orta Doğu’da gerilimin kısa süreli olmadığı bir durumda kısa vadede tahvil faizleri açısından aşağı yönlü risklere kıyasla yukarı yönlü hareket potansiyelinin daha yüksek olduğunu değerlendiriyoruz."