Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev'in girişimiyle geçen ay faaliyete geçen merkez, İslam'ın ilim, barış ve hoşgörü temelli değerlerini esas alan anlayış doğrultusunda kurulmasıyla öne çıkıyor.
Merkez, milattan önceki (MÖ) dönemden itibaren bu topraklarda kurulan devletler, yaşayan büyük şahsiyetler, tarihi eşyalar ve buluntular, önemli gelişmeler ve bölgede yapılan iki rönesans ile ülkedeki son reform ve değişimleri bir arada yansıtıyor.
Mirziyoyev'in göreve gelmesinin ardından 2017'de Taşkent'in eski şehir kısmında inşaatı başlatılan merkez, 8 yılı aşkın çalışmaların ardından 17 Mart'ta hizmete açıldı.
10 hektarlık alanda inşa edilen merkez, 161'e 118 metrelik ebadı ve 65 metre yüksekliğindeki kubbesiyle öne çıkarken üç katlı yapının toplam kullanım alanı 40 bin metrekareyi aşıyor.
Bünyesinde 50 bin tarihi eser, nadir el yazmaları ve arkeolojik buluntuların yer aldığı merkez, müze işlevinin yanı sıra araştırma enstitüsü, kütüphane ve uluslararası işbirliği platformu olarak da öne çıkıyor.
Merkez İslam Öncesi Dönem, Birinci Rönesans, İkinci Rönesans ve Yeni Özbekistan başlıklı bölümlerden oluşurken bu bölümler Özbekistan topraklarının binlerce yıllık tarihini kronolojik ve tematik bir bütünlük içinde sunuyor.
Bu bölümler, ziyaretçiye yalnızca bilgi değil, farklı dillerde bilgiler sunan ses, ışık ve dijital teknolojilerle desteklenen anlatım sayesinde adeta "yaşayan tarih" deneyimi sunmasıyla dikkati çekiyor.
İslam Öncesi Dönem bölümünde bu topraklarda kurulan Soğd, Baktriya ve Harezm medeniyetlerine ait arkeolojik buluntular sergileniyor.
Bölümün tasarımı bir Türk şirketi tarafından gerçekleştirilirken Türk tasarım ekibi Özbek tarihçiler, arkeologlar ve akademisyenlerle işbirliğinde tarihsel sürekliliği bütüncül bir anlatı halinde kurgulamış bulunuyor.
Birinci Rönesans olarak adlandırılan 9 ila 12. yüzyılları kapsayan bölümde de Muhammed el-Harezmi, Ebu Reyhan el-Biruni ve İbn Sina gibi alimlerin eserlerinin el yazması nüshaları, astronomi aletleri, matematiksel çizimler ve tıp metinleri sergileniyor.