Petrol fiyatlarındaki artışın küresel enflasyon üzerinde doğrudan baskı oluşturarak para politikalarında belirleyici etkiler yaratacağı öngörülüyor. Fiyatlardaki her 10 dolarlık yükselişin küresel enflasyonu yüzde 0,2 yukarı çekmesi bekleniyor.
Orta Doğu'da tırmanan jeopolitik gerilimlerin stratejik enerji rotalarını etkilemesi, küresel ekonomide arz güvenliği riskini gündeme getirdi.
Analistler, dünyanın en kritik enerji geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı'ndaki sevkiyat belirsizliklerinin sürmesi halinde Brent petrolün varil fiyatının kısa vadede 150 dolar seviyesine tırmanabileceği uyarısında bulunuyor.
Arzın tamamen kesilmesi senaryosunda ise fiyatların tarihte görülmemiş 200 dolar seviyesine ulaşabileceği tahmin ediliyor.
Enerji maliyetlerindeki bu keskin yükselişin, merkez bankalarının faiz kararlarını ve küresel ekonomik görünümü önemli ölçüde etkilemesi bekleniyor.
Brent petrolün 100 dolar eşiğinin üzerinde kalıcı olmasının küresel arz açığını derinleştireceği, başta enerji ithalatına bağımlı Avrupa ve Asya ekonomileri olmak üzere dünya genelinde resesyon riskini artırabileceği değerlendiriliyor.
Ekonomistler, petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık yükselişin, başta ABD olmak üzere tüm ülkelerde tüketici maliyetlerine doğrudan ve sert bir şekilde yansıyacağını öngörüyor.
Enflasyonla mücadelenin sürdüğü bir dönemde petrolde yaşanan ani fiyat artışlarının halihazırdaki enflasyon-resesyon ikileminde merkez bankalarının politika alanını daraltabileceği değerlendiriliyor.
Para piyasalarındaki fiyatlamalarda, merkez bankalarının faiz patikalarına yönelik öngörülerinde yapılan sık değişiklikler, piyasada enerji fiyatlarındaki yükselişlerden kaynaklı belirsizlik algısının sürdüğünü ortaya koyuyor.
ABD Merkez Bankasının projeksiyonuna göre, petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık artış ülkenin manşet enflasyonunu yaklaşık yüzde 0,35 yukarı çekiyor.