Uluslararası Astronomi Birliği'nin (IAU) Ağustos 2006'da yaptığı oylamanın ardından Plüton, büyük gezegen statüsünden çıkarılarak cüce gezegen olarak sınıflandırıldı.
Böylece Güneş Sistemi'ndeki gezegen sayısı dokuzdan sekize indi. O dönemde çok sayıda bilim insanı bu karardan rahatsızdı. Kararın temelinde ise Plüton'a benzer büyüklükteki Eris adlı gök cisminin keşfedilmesi ve bunun ardından "Plüton gezegense Eris de gezegen olmalı" tartışmasının başlaması yatıyordu.
IAU, bir çözüm arayışıyla gezegen için üç maddelik bir tanım oluşturdu. Ancak Plüton'un bu kriterlerden "yörüngesindeki bölgeyi temizleme" şartını karşılamadığı gerekçesiyle gezegenlikten çıkarılması, tartışmayı sona erdirmedi. Aradan geçen 20 yılda Plüton'un gezegenlik statüsü, bilim dünyasında ve kamuoyunda tartışılmaya devam etti.
Plüton'un gezegenlikten çıkarılmasına karşı çıkanlar, kararın bilimsel gerekçelerinin yanı sıra oylamanın nasıl yapıldığına ve gezegen tanımının kendisine de itiraz ediyor. Bazı bilim insanları, Plüton'un fiziksel özelliklerinin gezegen kabul edilmesi için yeterli olduğunu savunurken, bazıları IAU'nun belirlediği kriterlerin bilimsel açıdan yetersiz olduğunu düşünüyor.
Central Florida Üniversitesi Stephen W. Hawking Mikrogravite Araştırma ve Eğitim Merkezi Direktörü Philip Metzger, "Oluşturdukları gezegen tanımını hiçbir şekilde kullanamazsınız. Bu tanım, gezegen kavramını bilimde tamamen kullanışsız hale getiriyor" dedi.
Metzger, Plüton'un gezegenlikten çıkarılmasının büyük bir hata olduğunu düşünen bilim insanlarından biri.
Bazıları içinse IAU'nun kararı ve kararın alınış şekli tartışmanın merkezinde yer alıyor. Yazar, oyuncu ve amatör astronom Laurel Kornfeld, "Plüton'u savunmaya başlamam, oylamanın yapıldığı gün oldu. 'Bir dakika, bu yanlış' diye düşündüm." dedi.
Kornfeld, üzerinde "Plüton Direnişi, 20 yıl: 2006-2026" yazılı bir tişörtle Plüton'un yeniden gezegen ilan edilmesini savunuyor.
Plüton'un yeniden gezegen ilan edilmesi kampanyası, tutkulu savunucuları, devam eden tartışmaları, zaman zaman düzenlenen protestoları ve dilekçeleriyle büyük ölçüde ABD ile sınırlı görünüyor.
Metzger, "Bu daha çok ABD'de bir mesele. Bunu keşfeden bizdik" dedi.