Araştırmaya dayalı tarihi romanlarıyla tanınan ve uzun yıllar Amerika Birleşik Devletleri’nde araştırmalarda bulunan akademisyen ve yazar Akman, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yalnızca bir kitabın peşinden giderek koca bir kıtanın düşünce tarihini değiştiren Gerard'ın kimliğini ve dünya bilim tarihindeki benzersiz rolünü detaylarıyla aktardı.
"Endülüslü Gerard" adıyla romanlaştırdığı Cremonalı Gerard'ı "Batı'ya Rönesans'ı getiren en önemli figürlerden biri" olarak tanımlayan Akman, bu tarihi şahsiyetin muazzam hikayesinin tek bir kitapla, Batlamyus'un astronomi tarihinin temel eserlerinden "El-Mecisti" ile başladığını belirtti.
Akman, 12. asırda Gerard'ın bu çok değerli kitabı Latin dünyasının hiçbir yerinde bulamadığını ve bunun üzerine bugünkü İtalya'nın Cremona kentindeki hayatını tamamen geride bırakıp Endülüs'e doğru tehlikeli bir yola çıktığını dile getirerek, "Gerard oraya vardığında yalnızca El-Mecisti'nin Arapça nüshasını değil, Aristo'dan Hipokrat'a, Harezmi'den İbn Sina'ya uzanan muazzam bir bilgi hazinesini keşfediyor. Bu eserleri çevirebilmek için büyük bir azimle Arapça öğreniyor ve Galib adındaki Endülüslü bir alimle çalışmaya başlıyor." dedi.
Gerard'ın tam 40 yıl boyunca astronomi, tıp, matematik ve felsefe alanlarında 80'den fazla eseri Latinceye aktardığını söyleyen Akman, "Öklid, İbnü'l-Heysem, Farabi ve Kindi'nin çalışmaları da bunlar arasında yer alıyor. Bugün kullandığımız rakamlardan astronomiye kadar modern bilimin pek çok alanında, Latince dünyaya kazandırdığı bu paha biçilmez eserlerin izleri var." diye konuştu.
Beyazıt Akman, bilim tarihinde böylesine büyük bir iz bırakmasına rağmen Gerard'ın yüzyıllar boyunca adeta tarihin gölgeleri arasında unutulduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:
"Gerard'la Amerika Birleşik Devletleri'ndeki doktora çalışmalarım sırasında tanıştım. 2012'de yayımlanan '1492: Cennetin Kapıları' üzerinde çalışırken onu daha yakından inceleme fırsatı buldum. Yaklaşık 15 yıldır akademik araştırmalarımın farklı aşamalarında sürekli karşıma çıktı. Buna rağmen kendisinden çoğunlukla sadece birkaç satırlık ansiklopedi maddelerinde söz edildiğini gördüm. Gerard, tek bir kitabı bulabilmek için bildiği dünyayı geride bırakıyor. Sonunda insanlığın yüzyıllar boyunca biriktirdiği büyük bir hazineye ulaşıyor."
Gerard'ın kendisini bütünüyle ilme adamasından çok etkilendiğini vurgulayan Akman, bu gerçek hikayenin daha geniş bir okur kitlesine ulaşması gerektiğine inandığını, ayrıca İbn Sina, Harezmi ve Farabi gibi Türk-İslam alimlerinin medeniyetler arasındaki bilgi aktarımındaki rolünün bu romanı Türk okuru açısından daha da anlamlı kıldığını aktardı.
Prof. Dr. Akman, Gerard'ın çevirilerinden önceki Latin Avrupa'nın durumunu değerlendirirken, "Karanlık Çağ" kavramının dikkatli kullanılması gerektiği uyarısında bulundu.
Latin Avrupa'nın düşünsel üretiminin sınırlı olduğu yüzyıllarda İslam dünyasında son derece canlı bir bilim ve kültür hayatı bulunduğunun altını çizen Akman, sözlerini şöyle sürdürdü:
"O dönemde Latin Avrupa'da Antik Yunan mirasına doğrudan erişim kısıtlıydı, düşünsel hayat büyük ölçüde dini kurumların çevresinde şekilleniyordu. Hristiyan düşüncesinin tamamını akıl karşıtı saymak doğru olmaz, fakat iman ile aklın sınırları konusunda ciddi çekişmeler yaşanıyordu. Abelard gibi sorgulamayı öne çıkaran isimler güçlü tepkilerle karşılaştı, Aristo ve İbn Rüşd'ün bazı eserleri 13. yüzyılda Paris'te yasaklandı. Bilimsel düşüncenin kabulü kolay ve doğrusal olmadı. Galileo'nun yargılanması bu uzun gerilimin en bilinen örneğidir. İşte Gerard'ın önemi tam da burada ortaya çıkıyor. O, İslam dünyasında asırlarca korunan ve geliştirilen birikimi Latinceye taşıyarak Avrupa'nın bilimsel d