Robotik cerrahide gelişen yeni teknolojiler, cerrahi operasyonları daha minimal invaziv hale getiriyor. Tek küçük bir kesiden yapılan işlemler, hem cerrahlar için daha kontrollü bir alan sunuyor hem de hastaların iyileşme sürecini hızlandırıyor. Bu yaklaşım, özellikle son yıllarda birçok farklı branşta yaygın olarak tercih edilmeye başlandı.
Robotik cerrahide yeni dönem hız kesmeden devam ediyor. Artık birçok ameliyat, daha küçük kesilerle ve daha az travmayla yapılabiliyor. Single Port (SP) sistemi de bu dönüşümün en dikkat çeken teknolojilerinden biri.
Bu yöntem, geleneksel robotik cerrahiden farklı olarak operasyonu tek bir küçük kesiden gerçekleştiriyor. Bu sayede hem cerrahi hassasiyet artıyor hem de hasta konforu ciddi şekilde yükseliyor.
En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.
Amaç net: daha az doku hasarı, daha az ağrı ve daha hızlı iyileşme. Sistem, göbek deliği gibi doğal açıklıklardan giriş imkânı da sunarak vücutta ekstra kesi ihtiyacını minimuma indiriyor. Bu da ameliyat sonrası dönemde daha az ağrı, daha az ilaç ihtiyacı ve daha hızlı taburculuk anlamına geliyor.
Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Volkan Tuğcu, sistemin bu yönünü şöyle özetliyor:
“Minimal invaziv cerrahiyi bir adım öteye taşıyor. Tek bir küçük giriş noktasından yapılan bu yöntemle daha az doku hasarı ve daha hızlı, konforlu iyileşme hedefleniyor.”
Teknik olarak sistem yaklaşık 2.7 cm’lik tek bir kesiden çalışıyor. İçeri giren yüksek çözünürlüklü 3D kamera ve üç eklemli robotik enstrümanlar sayesinde dar alanlarda bile son derece hassas hareketler yapılabiliyor. Bu da özellikle derin bölgelerdeki ameliyatlarda cerraha büyük avantaj sağlıyor.
Kullanım alanı da oldukça geniş. Ürolojiden genel cerrahiye, kadın hastalıklarından KBB’ye kadar birçok branşta tercih ediliyor. Özellikle prostat, böbrek ve mesane cerrahilerinde öne çıkıyor.
Sistemin en büyük farkı ise iyileşme sürecinde ortaya çıkıyor: