İnsan ömrünü uzatma fikri kulağa ne kadar cazip gelse de mesele birkaç on yıl daha yaşamak olduğunda asıl soru süreden çok o zamanın nasıl geçirileceği oluyor. 1.000 Amerikalıyla yapılan yeni bir araştırma, insanların uzun yaşam fikrine koşulsuz yaklaşmadığını gösteriyor. Daha fazla yıl istiyorlar, ancak bu yılların hastalık ve fiziksel ya da zihinsel gerilemeyle geçmesini istemiyorlar.
FINN Partners tarafından gerçekleştirilen araştırmada katılımcılara yaşlanma, yeni uzun ömür teknolojileri ve daha uzun bir hayat karşılığında yapabilecekleri fedakarlıklar soruldu. Sonuçların merkezinde ise basit bir ayrım var: Daha uzun yaşamak mı, yoksa daha iyi yaşamak mı?
YAŞLANMAYI DURDURMAKTAN ÇOK YAVAŞLATMAK İSTİYORLAR
Amerikalıların yalnızca yüzde 9'u yaşlanmayı bilimin aktif biçimde tedavi etmesi gereken bir tıbbi durum olarak görüyor. Bunun yerine daha ölçülü bir yaklaşım öne çıkıyor: Yaşlanma doğal bir süreç olarak kabul edilsin, ancak mümkün olduğunca sağlıklı ve yavaş ilerlesin.
Katılımcıların yüzde 72'si hücresel yeniden programlama ve senolitik ilaçlar gibi gelişmekte olan uzun ömür teknolojilerinin risklerinden endişe ediyor. Buna rağmen yarısından biraz fazlası, erken dönem insan klinik çalışmalarında güçlü sonuçlar gösteren yeni bir tedaviyi denemeye açık.
Bu yöntemler bir gün FDA tarafından onaylanırsa yüzde 42'si günlük bir hücresel yeniden programlama hapını, yüzde 27'si senolitik ilaçları, yüzde 22'si kan plazmasının seyreltilmesini ve yüzde 18'i yaşlanmış organların yenileriyle değiştirilmesini denemeye hazır.
Ancak riskler gündeme geldiğinde ihtiyat belirginleşiyor. Olası tehlikeler anlatıldığında yüzde 48, klinik çalışmaların ancak aşırı dikkatle ilerletilmesi gerektiğini düşünüyor. Tedavilerin hızla ilerlemesini isteyenlerin oranı ise yalnızca yüzde 13.
10 SAĞLIKLI YIL İÇİN HAYATIMIZDAN NE ÇIKAR?
Güvenli ve FDA onaylı bir tedavi hayatına 10 sağlıklı yıl eklese, katılımcıların yüzde 35'i alkolü tamamen bırakabileceğini söylüyor. Sosyal medya yüzde 26 ile ikinci sırada. Şekerden vazgeçebileceklerin oranı yüzde 23, kafeini bırakabileceklerin oranı ise yüzde 22.
Fedakarlığın kişisel özgürlüğe yaklaştığı noktada oranlar düşüyor. Yüzde 18'i hava yolculuğundan, yüzde 16'sı planladığı yaşta emekli olmaktan vazgeçebileceğini belirtiyor. Yüzde 15 favori yiyeceğini, yine yüzde 15 mevcut kariyerini bırakabileceğini söylüyor.