Türkiye ve Avrupa'nın en büyük savunma, havacılık ve uzay sanayisi kümelenmesi SAHA İstanbul tarafından İstanbul Fuar Merkezi'nde düzenlenen SAHA 2026 Fuarı devam ediyor.
Anadolu Ajansının (AA) Global İletişim Ortağı olduğu fuar kapsamında düzenlenen "Gelişen Mühimmat Teknolojileri ve Yeni Nesil Füze Sistemleri" panelinde mühimmat teknolojileri ve yeni nesil füze sistemlerinin stratejik önemi ele alındı.
Panelde konuşan ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci, mühimmat teknolojilerinin sürekli değiştiğini ve bütün teknolojik dönüşümlere çok hızlı adapte olmak zorunda kaldığını söyledi.
Geçmişte mühimmattaki temel beklentinin geniş alana zarar verecek büyük harp başlıkları olduğunu, sonrasında ise pahalı, hassasiyeti ve menzili yüksek seyir ve balistik füzelere yönelindiğini anlatan İkinci, Karabağ, Ukrayna, Suriye ile İran ve İsrail arasındaki çatışmalarla birlikte mühimmat konseptinin değiştiğine şahitlik ettiklerini dile getirdi.
İkinci, Karabağ Savaşı'ndan önce devletlerin en fazla yüksek teknoloji ürünlerine ve ağır sistemlere yatırım yaptıklarını belirterek, "Yakın dönemdeki çatışmalarda mühimmat teknolojilerinde çok ciddi radikal değişiklikler gördük. Özellikle Ukrayna Savaşı'ndan sonra konu yavaş yavaş, çok hızlı üretilebilen, daha derin vuruş kabiliyetine sahip, hassasiyeti yüksek ama çok da maliyeti olmayan sistemlere doğru yönelmeye başladı. İsrail ve İran arasındaki savaşta ise çok gelişmiş füzelerin ve hava savunma sistemlerinin mücadelesini gördük ancak üretilen bu gelişmiş füzelerin sahada çok kısa sürede tüketildiğini gördük. Bu sistemlerin yerine konulması için 3-4 yıllık bir planlamaya ihtiyaç duyulduğ
Savaş sahasında sadece yüksek teknolojinin değil hızlı ve maliyet etkin ürünlerden oluşan kombinasyonun gerektiğine dikkati çeken İkinci, özellikle Karabağ Savaşı'nda elektronik harp tedbirlerinin yoğun uygulandığı ortamlarda küresel konumlama sistemlerinin (GPS) tek başına güvenilir olmadığının anlaşıldığını söyledi.
Yüksek teknolojili mühimmatın veri bağlarında, iletişimde ve navigasyon sistemlerinde elektronik karıştırmalarla karşı karşıya kaldığını anlatan İkinci, "Dolayısıyla bizim üzerinde en fazla vakit harcadığımız konular, elektronik harp tedbirlerine dayanıklı, GPS'in çalışmadığı noktalarda metre altında hassasiyetle vuruş yapabilecek ve derin darbe yeteneğine sahip uzun menzilli sistemlerdir. Bunları hipersonik teknolojilerle birleştirdiğinizde hava savunma sistemleri için durdurulması en zor tehdit haline geliyor." değerlendirmesinde bulundu.
Gelişen tehditlere karşı hava savunma sistemlerinin kabiliyetlerinin artırılmasının zorunlu olduğuna dikkati çeken İkinci, klasik radar ve insan kontrollü savunma senaryolarından saniyeler içinde refleks gösteren otonom yapılara geçildiğini belirtti.
İkinci, komuta kontrol altyapılarındaki değişime ilişkin şu bilgileri verdi:
"İnsanın mümkün olduğunca etkileşiminin sıfıra indirilmesi, en son karar mekanizmasının insana bırakılması ama aradaki tehdit değerlendirmesi gibi birçok şeyi yapay zeka algoritmalarına bıraktığımız, bunları komuta kontrol sistemleriyle entegre edip bütünleşik bir hava savunma altyapısına geçirdiğimiz bir konseptten bahsediyoruz. Bu da yeni modern teknolojilerin artık tek başına çalışan sistemler değil yapay zekayla desteklenmiş ve bütün sensörlerden gelen verileri birbiriyle entegre bir şekilde kullanabilecek çok üst seviye bir komuta kontrol altyapısından bahsetmemize sebebiyet veriyor. Kendi hava savunma sistemimizin altyapısını, omurgasını oluşturan Çelik Kubbe altında toparlıyoruz."