Sanatla disiplini harmanladığı yaşam öyküsünü ve yeni müzik projesini AA muhabirine anlatan Mimar Sinan Üniversitesi İstanbul Devlet Konservatuvarı mezunu Koçak, oyunculuk eğitiminde disiplinin önemine değindi.
Usta sanatçı Müşfik Kenter'in öğrencisi olmanın bir oyuncu için "askerlik" kadar disiplinli bir süreç olduğunu belirten sanatçı, şu ifadeleri kullandı:
"Bizler, Müşfik Hoca'nın komandolarıydık. Sabah 6.00'da bizi sahneye çıkartırdı. Önce koşturur, sonra da bazı fizik hareketleri yaptırırdı. 'Bir oyuncunun en önemli enstrümanı bedeni. Bedeninize iyi bakacaksınız, sağlıklı besleneceksiniz ve hareketi de hayatınızdan hiç eksik etmeyeceksiniz.' derdi. Biz 4 sene bu şekilde bir komando eğitimi alarak mezun olduk."
Nazan Koçak, sanatsal idolünün de Zeliha Berksoy olduğunu aktararak, "Zeliha hocam, hem çok disiplinli bir oyuncu hem de çok iyi bir hocadır. Bana düştüğümde hemen toparlanıp kalkabileceğimi öğretti. Bu sporda, günlük hayatta, oyunculukta olabilir. Sahnede de düştüğümüz, çaktırmadan oyuna devam ettiğimiz zamanlar da var. Zeliha hocam benim için bir ilham. Şu anda da onun kurduğu Bakırköy Belediye Tiyatrosu'nda oynuyorum." diye konuştu.
Küçük yaştan itibaren suyla derin bir bağ kurduğunu ve yüzmenin kendisi için bir terapi olduğunu anlatan ödüllü sporcu, hayatının en duygusal spor deneyimini de otizmli oğlu Ege ile paylaştığını aktardı.
Oğlu ile Meis Adası'ndan Kaş'a uzanan 7 kilometrelik bir açık deniz parkurunu tamamladıklarını belirten Koçak, "Söz konusu yüzme olduğunda ben Ege'ye kendimden bile çok güveniyorum. Ben bir yunus doğurmuşum. O kadar güzel yüzüyor ki, onu geçemiyorum. 7 kilometreyi tamamladığımızda Ege, açık denizde bu mesafeyi yüzen ilk otizmli çocuk oldu." ifadelerini kullandı.
Sanatçı Koçak, suyun kendisi için sadece bir spor alanı değil, bir "terapi merkezi" olduğunu vurgulayarak, "Disiplinler aslında birbirine çok benziyor. Oyunculuk da spor da disiplin istiyor. Ama ben kendimi oyuncu olarak tanımlıyorum. Sporculuğum ise 'bileziklerimden biri'. Yazın sporcuyum, kışın ise oyuncu." dedi.
Haldun Taner'in "Eşeğin Gölgesi" adlı eseri ile Bakırköy Belediye Tiyatroları'nda izleyici karşısına çıkan sanatçı, "Çok başarılı bir prodüksiyon oldu. A'dan Z'ye herkes çok eğlenerek işin içinde varlık gösteriyor. Yönetmenimiz Murat Karasu ve bütün oyuncular canla başla çalışıyor. Seyirci de çok güzel reaksiyon veriyor. Emeğin görülmesi ve değerlendirilmesi oyuncuyu oldukça mutlu eden unsurlardan biri." değerlendirmesinde bulundu.
Koçak, Bakırköy Belediye Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Ragıp Savaş'tan da övgüyle bahsederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Konservatuvarda bizim iki dönem üstümüzdü. Birlikte büyüdük. Birlikte sanat yolunda düşe kalka yürüdük ve Bakırköy Belediye Tiyatroları'nda yollarımız kesişti. Hayatın çeşitli evrelerinde birlikte yürüdüğünüz zaman gelişime tanıklık etmiş oluyorsunuz. Ragıp Savaş kendini çok iyi yetiştirdi. Şimdi de son derece hoşgörülü, yapıcı ve çözüm odaklı bir yöneticilik yapıyor. İstanbul'un sanat dünyasına yeni bir tiyatro kazandırdı. Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi çok güzel bir salon. Biz orada evimizde gibi hissediyoruz."