Cat Stevens ismiyle yaptığı albümlerle 1960 ve 1970'li yıllara damga vuran, 1977'de ise Müslüman olmayı seçen yorumcu, şarkı sözü yazarı ve müzisyen Yusuf İslam, "Biri yeni Müslüman olduğunda kültürünü kapının dışında bırakmak zorunda değil. Ancak belli bir miktar öğrenmeniz ve daha sonra isteklerinizi yönetmeniz gerekiyor. Bunu İslami değerlerin özüyle özdeşleştirmeniz gerekiyor." dedi.
Enstitü Sosyal ile NUN Eğitim ve Kültür Vakfının ev sahipliğinde, küresel krizlerin temel nedenlerinin ve tarihsel sömürgecilik mirasının ele alındığı "World Decolonization Forum"u Anadolu Ajansının (AA) Global İletişim Ortaklığıyla bugün İstanbul'da başladı.
Forumda gazeteci ve sunucu Elif Bereketli'nin moderatörlüğünü yaptığı "Decolonial Voice" (Sömürgecilikten Uzlaşma Sesi" başlıklı panelde konuşan Yusuf İslam, müzikte dekolonizasyonun çok hayati bir konu olduğunu belirterek, "Nerede bulunduğumuzu ve buraya nasıl geldiğimizi anlamak açısından bu konu çok önemli." ifadesini kullandı.
Kendi hayatından ve Müslüman olduğu dönemde yaşadıklarından örnekler vererek dünyayı müzikle birleştirmenin ve bağlantılar kurmanın önemli olduğunu söyleyen İslam, şöyle devam etti:
"Benim yolculuğum Londra'da başladı. Babam Yunan, annem İsveçli. Zaten burada birtakım kültürel farklılıkların içinden geçmem gerekiyordu. Tabii ki içine doğduğunuz kültürden etkileniyorsunuz. Londra'da okula gittim, orada şarkılar, ilahiler söyledim, ilahilerden sonra rock müziğe geçtim, bu da kültürün bir parçası."
Usta sanatçı, İslam dinini seçtiği ilk yıllarda yaşadığı zorluklardan bahsederek, şöyle konuştu:
"Ben Müslüman olduğum zaman öyle bir an vardı ki, Müslüman dünyasının kültürleri de beni sömürgeleştiriyordu. 'Neden başına sarık takmıyorsun?' ya da 'Niye gitar çalıyorsun?' diyorlardı. Bir düşünce aşırı hale gelmişti ve o noktada müzik de yasaktı. O yüzden ben bu anlayış konusunda komple bir değişimden geçtim. O zaman, 'Müslümanlar gitarı Bağdat'tan İspanya'ya getirdi, İspanya'dan Avrupa'ya geldi, şimdi o gitar elimizde' diye düşünmeye başladım. 'Ben bunun neresindeyim' diye düşündüm. Biri yeni Müslüman olduğunda kültürünü kapının dışında bırakmak zorunda değil. Ancak belli bir miktar öğrenmeniz ve daha sonra isteklerinizi yönetmeniz gerekiyor. Bunu İslami değerlerin özüyle özdeşleştirmeni
Günümüzde müzik endüstrisindeki dijitalleşmeye de dikkati çeken Yusuf İslam, "Şimdi bence müzik faaliyetinin yönetilmesi daha da kötü. Mesela Spotify'inin algoritmaları. Yine de müzik teknolojisi ya da teknolojinin kendisi ve sosyal medya, kişiler için çok güzel bir fırsat verdi. Kameranın karşısında kendi kendine durup yeteneğini sergileyen birisi 10 milyon görüntülenme alabiliyor. Eğer insanın hayatında bir gayesi varsa Allah bunun yolunu gösteriyor. Bir şeyi çok istiyorsa inşallah o oluyor ama nereye gittiğinizi ve bu işi yapmaktaki maksadınızın ne olduğunu bilmeniz lazım. 'Müzikal olarak rekabet edeceğim.' diyorsanız o iş öyle olmuyor." değerlendirmesini yaptı.
İslam, müziğe bakış açısının Bosna Savaşı yıllarında değiştiğini dile getirerek, şunları kaydetti:
"Benim biliyorsunuz, bir zamanlar müziğin haram olduğuna inandığım bir dönem vardı. Ondan sonra Bosna'daki olaylar meydana geldi ve ben orada birtakım kurtarma çalışmalarına girdim. Bosnalılardan şarkılar duydum. Orada duyduğum şarkılar içimde birtakım güçlü hisler uyandırdı. Balkanlar, zaten babam da Yunan kökenli olduğu için benim doğamda var. Yani bir müzikle bir insanın gözünü açıp uyandırabilirsiniz. Biz de insanların gözünü açmak, aydınlatmak istiyoruz. Onları körleştirmeyelim. Gidip başka bir plak almanın kölesi yapmayalım. Tamam bu biraz aykırı bir fikir ama müziği durduramazsınız. Müziğin hayatımız üzerinde hep etkisi var. Şarkı sözleri benim için hep önem taşıdı."