Seçkide eserleri yer alan sanatçılardan kreatif teknolojist Muharrem Dalhan ile Rümeysa Memiş ve Arda Ege Ağgez, sergiye ilişkin AA muhabirine açıklamalarda bulundu.
AA görsel arşivinden yararlanarak "Tanıklık Eşiği" adlı eseri oluşturan Dalhan, eserin ismini seçerken ziyaretçinin pasif bir tanıklıktan ziyade eşiği geçmesi gerektiğini düşündüğünü belirterek, "Bembeyaz bir ekranda sadece filtrenin olduğu yeri görebiliyoruz. Haliyle izleyici, içeride olanı görmek için o filtrenin önüne geçme durumunda kalıyor. Bu işin tanıklık kısmı. Tanık olabilmek için ise filtrenin önüne geçebilmeli. Orası da eşik aslında. Bir eşiği geçtikten sonra içindeki içerikleri ve bu eserin derdini görebiliyor. Hatta şöyle söyleyebilirim ki bu eser, bakma eylemini etik bir tercihe dönüştürüyor." dedi.
Teknik tercihinin içerikle olan bağına değinen sanatçı, ekran metaforunun net bir gerçeklik temsili olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:
"Konu zaten medyayla göstermekle ve dijital algoritmalarla alakalı. Haliyle ekran metaforu ve gerçekliği çok netti benim için. Her şeyin beyaz görüntüler altında saklandığını biliyoruz. Beyaz bir ışığın altında gizlenen görüntüyü filtreyle vermek, filtrelenen içeriklere direkt olarak metafor oluşturdu. Bugün, dünya medyasının ya çok fazla göstererek ya da göstermeyerek gizlediği sistematik problemleri, 'tanık olmanın eşiğinde' bir yerde göstermeye çalışıyorum."
Dalhan, AA'nın milyonlarca kareden oluşan fotoğraf arşivinden seçtiği görsellerin sistematik problemleri anlatmasına özen gösterdiğini dile getirdi.
Büyük bir arşivde çalışmanın zorluklarına da değinen sanatçı, "Bazen aramaları 3 yaşındaki bir çocuk gibi yapıyordum. Çünkü uzun cümleler yazdığımda bu büyük arşivin içinde kayboluyordum ama bu arşivi gezmek, her bir görüntüye bakmak beni süreç içerisinde çok dönüştürdü." ifadelerini kullandı.
Muharrem Dalhan, görselleri seçerken sorumluluk üstlendiğini aktararak "Orada seçtiğim her bir içerik bu sistematik problemleri, her gün olan bu dertleri çok iyi anlatabilmeliydi. Biraz da duygusal tarafım devreye girdi, duygusal seçimler de yaptım." diye konuştu.
Bugünün derdini bugünün teknolojisiyle anlatmak istediğini vurgulayan Dalhan, son 3 yıldır yeni medya teknolojilerine odaklandığının altını çizerek, "Şu cümle bana çok gerçek geliyor: Bugünün derdini bugünün tekniğiyle anlatmak. Yağlı boya veya resim 500 yaşında ve çok romantik kalıyor bazı şeyleri anlatabilmek için. Bu eser, bu teknolojilere bakmak, 'kendin yap' kültürüne hakim olmak, biraz kodlamaya bakmaktan geçiyordu." değerlendirmesinde bulundu.
Dalhan, Karaköy Palas gibi tarihi bir binada güncel bir soruna güncel bir dille cevap verdiğini anlatarak, şöyle devam etti:
"Birçok ziyaretçi sadece bir beyaz ekran gördüğü için içeriye bile girmiyor, bakmaya değer bulmuyor. Zira birçoğu hala resim ve heykel görmek için geliyor. Ancak içeri girmek için adım atanlarda ilk başta bir şaşkınlık yaşanıyor. 7'den 70'e herkeste çocuksu bir merak görüyorum. Fakat o merakın ardından sert bir görselle karşılaştıklarında yere basmaya başlıyorlar ve bakışları değişiyor. Eserin birilerine ulaştığını görmek ve buna tanık olmak benim için de çok güçlü bir his."