Bağımsız Araştırmacı Dr. Hüseyin Korkmaz, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in 7 yıl sonra Kuzey Kore'yi ziyaretinin perde arkasını AA Analiz için kaleme aldı.
***
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, 8-9 Haziran 2026 tarihlerinde Çin-Kuzey Kore Dostluk, İşbirliği ve Karşılıklı Yardım Antlaşması'nın imzalanmasının 65. yıl dönümünde Pyongyang'ı ziyaret etti. Bahse konu zamanlamayı daha yakından okumak gerekirse Şi Cinping, geçen günlerde Pekin'de önce ABD Başkanı Donald Trump'ı, ardından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i ağırlamıştı. Çin lideri, bu temasların ardından yılın ilk yurt dışı ziyaretini Kuzey Kore'ye gerçekleştirmeyi tercih etti. Bu sıralama, Pekin'in bölgedeki "merkezi aktör" konumunu Kuzey Kore üzerinden tahkim etmeye çalıştığını gösteriyor.
Kuzey Kore, Çin için ideolojik yakınlıktan ziyade sınırını güvence altına alan stratejik bağlamda tampon bir ülke olarak öne çıkıyor. Yıllarca bu fonksiyonunu sürdüren Kuzey Kore ile ilgili son dönemde yaşanan gelişmeler Çin'i bölgede stratejik bağlamda bir yeniden "dengelemeye" doğru itiyor.
Zirvede iki lider, "geleneksel dostluğun nesiller boyunca sürdürülmesi" mesajını verirken, Çin-Kuzey Kore ilişkilerini yeni bir aşamaya taşıma iradesini de ortaya koydu. Şi Cinping'in Kuzey Kore ile yapılan zirveyi "önemli bir mutabakat" olarak nitelemesi dikkati çekti.
Bunun arkasında Kuzey Kore'nin son dönemde Rusya ile derinleşen ilişkileri dikkati çekiyor. Kuzey Kore, 2024 yılında Rusya ile imzaladığı Kapsamlı Stratejik Ortaklık Antlaşması sayesinde, 1961 tarihli Sovyetler Birliği-Kuzey Kore askeri ittifakının temel unsurlarından biri olan, taraflardan birinin saldırıya uğraması halinde diğerinin gecikmeksizin askeri yardım sağlaması yükümlülüğünü fiilen yeniden tesis etmiş oldu.
Öte yandan, Rusya-Ukrayna Savaşı bağlamında Kuzey Kore ve Rusya arasında gelişen askeri ilişkiler Pekin'den göreceli bir uzaklaşmaya neden olan yeni bir manevra alanı açtı. Bu iki husus Çin'i Kuzey Kore konusunda hızlı bir hamleye yönlendirdi. Dolayısıyla, ziyaretin temel önceliklerinden biri son dönemde giderek "ilan edilmemiş bir ittifak" haline dönüşen Çin-Rusya ilişkileri çerçevesinde Pyongyang'ı Çin ve Moskova arasında dengeli bir pozisyonda tutmak.
Japonya'nın hızlı silahlanması ve Washington'un Japonya, Güney Kore ve Filipinler ekseninde inşa ettiği üçlü caydırıcılık ağı, Çin'in bölgedeki nefes alanını giderek daha fazla daraltmaya başlamıştı. Bu çerçevede Çin'in özellikle karasal güçlerle olan ilişkilerini konsolide etmeye çalışması anlaşılabilir bir durum.
Nisan ayında Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi'nin Pyongyang temasları sırasında Kuzey Kore'nin "Tek Çin" ilkesine açık destek vermesi, mart ayında yeniden işletilmeye başlayan Pekin-Pyongyang demir yolu hattı ve hava yolu, zirvenin uzun bir hazırlık döneminin sonucu olduğunu gösteriyor.
Ziyaretin gündeminin ekonomi ayağı en somut başlık olarak öne çıkıyor. 2025'te 2,73 milyar dolara ulaşan ikili ticaret hacmi, Dandong sınır bölgeleri ve restore edilen ulaşım hatlarıyla yeni bir aşamaya geçmiş durumda. Çin'in ticaret, tarım, inşaat, bilim-teknoloji ve sağlık alanlarındaki "pratik işbirliği" vurgusu Pyongyang'a nefes alanı açmayı hedefliyor.