Sıfır Atık Vakfı tarafından düzenlenen basın buluşması programında, Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş; vakfın mevcut faaliyetleri ve projeleri ve Türkiye’de düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin 31. Taraflar Konferansı’na (COP31) yönelik çalışmalara dair değerlendirmelerde bulundu
Ağırbaş, açıklamalarında satır başları şu şekilde:
"2017 yılında Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi tarafından başlatılan Sıfır Atık Projesi, Türkiye'nin 86 milyon vatandaşı ile beraber dünya sahnesine taşıdığı ender çalışmalardan bir tanesi. Biz bu projeyi, bu çalışmayı siyaset üstü görüyoruz ve dünyanın geleceğini şekillendirecek, dünyanın kaderine etki edecek bir hareket olarak görüyoruz.
Malumunuz dünya artık geri dönülmez bir sona doğru gidiyor. Biz dünyadaki atık krizini bıraktık, artık uzaydaki atıkları nasıl yönetebileceğimizi ve yöneteceğimizi konuştuğumuz bir duruma geldik. Uzaydaki atıklar, çöpler yörüngedeki uydulara çarparak uyduları yok eder seviyeye geldi. Ve dünya artık hem yeryüzündeki atıklar için hem de insan eliyle uzaya atılmış atıklar için çözüm yolları arıyor."
"Birleşmiş Milletler'in verilerine göre artık okyanuslarda yeni bir kıtadan bahsediyoruz; Plastik kıtası, çöp kıtası. Ne yazık ki ülkeler kendi çöplerini arıtmaktansa okyanuslara boşaltıyorlar ve okyanuslara atılan bu çöpler kıyılarımıza vuruyor. Ve buna bağlı sebeplerden dolayı özellikle küçük ada ülkeleri, Asya Pasifik'teki ve yerlerdeki ada ülkelerinde tarım bitme noktasına geldi."
"İngiltere'de geçtiğimiz günlerde yapılan bir araştırma sonucunda şöyle bir veriye ulaşıldı. Artık anne karnındaki bebeklerin karnında bile mikroplastiğe rastlıyoruz ve mikroplastik öyle bir şey ki havada asılı kalabiliyor. Yediğimiz sebzenin, meyvenin üstünde asılı kalabiliyor ve biz bunları istemeden de olsa yiyoruz. Ortalama her bir birey haftada 5 gram mikroplastik yiyor ve bu mikroplastiğe bağlı sebeplerden dolayı biz çeşitli hastalıklar riskiyle karşı karşıyayız.
Çevremizde görüyorsunuz artık kalp krizi ve kalp damar hastalıklarına bağlı sorunlar 20'li yaşlara kadar geldi. Belki tek sebebi mikroplastik değildir ama başlıca sebeplerinden bir tanesinin mikroplastikler ve çevresel kirlilikler olduğunu biliyoruz. Tabii özellikle çevresel olaylar insanın başına geldiği zaman daha çabuk anlaşılıyor."
"Biz şehri 3 yıl, 5 yıl, 10 yıl altyapı yatırımında geride bıraktığımız zaman onun tekrardan yatırıma kavuşmasının 30-40 yılı bulduğunu söylüyorlar. Ve şu an Marmara Denizi’ne kıyısı olan şehirlerimizdeki temiz su kayıp kaçak oranı yüzde 30. Yani barajlarda bastığınız su eve gidene kadar yüzde 30'u eski borulardan dolayı kayboluyor.
Ondan dolayı mesela belediyelerimizin mevcut su borularını düzenli olarak yenilemesi lazım, ileri biyolojik arıtma tesislerini yapması lazım ki biz çevremizi koruyalım. Bu teknik bir konu. Bununla alakalı da biz çeşitli önerilerimizi çalışıyoruz. 18 Mayıs'ta da Van Gölü'ne gideceğiz. Van Gölü ile alakalı eylem planımızı açıklayacağız."
"Tabi burada bizim verdiğimiz şöyle bir örnek var şehirlerimiz ile alakalı. Ben İstanbul'da yaşıyorum. İstanbul'dan örnek vermek istiyorum. Biz İstanbul'da yaşayan 16 milyon İstanbullu olarak İstanbul'un geleceğine sahip çıkmak zorundayız.