Ağırbaş, Türkiye'nin Cenevre Başkonsolosluğunda, Sıfır Atık Vakfı'nın çalışmaları, iklim değişikliği ve çevre konularına ilişkin bir konferans verdi.
Konferansın açılış konuşmasını yapan Türkiye'nin Cenevre Başkonsolosu Salih Boğaç Güldere, "Sıfır Atık" girişiminin Birleşmiş Milletler (BM) tarafından da tescillenmiş olan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın öncülüğünde küresel bir hikayeyi kazanmış çok özel bir hareket olduğunu kaydetti.
Güldere, Sıfır Atık Vakfı Başkanı Ağırbaş'ın kendilerini bu konularda aydınlatacak olmasından çok büyük mutluluk duyduklarını dile getirdi.
Ağırbaş da Sıfır Atık Vakfı olarak Emine Erdoğan'ın liderliğinde 2017'de Türkiye'de Sıfır Atık Hareketi'ni başlattıklarını hatırlatarak, "Bu hareket ilk başta belediyelerde, köylerde, okullarda, Türkiye'nin farklı bölgelerinde yavaş yavaş köklenmeye başladı" diye konuştu.
Bu hareketin temel amacının Türkiye'de ve dünyada atığın azaltılması olduğunu belirten Ağırbaş, dünyada iklim krizinin yanı sıra atık krizinin de önemli bir gündem maddesi olduğunu söyledi.
BM Çevre Programı (UNEP) verilerine göre, 2050 ve sonrasında denizlerde balıklardan çok plastiğin olmasının öngörüldüğüne işaret eden Ağırbaş, "Artık bugün Endonezya'nın açıklarında okyanuslarda 7'inci bir kıtadan bahsediyoruz, plastik kıtası. Daha ötesi İngiltere'de yapılan bir araştırma sonucunda artık anne karnındaki çocukların kanında mikroplastiğe rastlıyoruz. Mikroplastik öylesine tehlikeli bir husus ki havada asılı kalabiliyor. Besinlerimize yapışabiliyor. Havada asılı kalan mikroplastiği biz solunum yoluyla bedenimize alıyoruz. Bununla beraber başta kalp ve damar hastalıkları olmak üzere birçok hastalığa davetiye çıkartıyor." ifadelerini kullandı.
Ağırbaş, kısa bir süre önce İstanbul'da Sıfır Atık Forumu'nu düzenlediklerini hatırlatarak, 183 ülkeden 5 binden fazla katılımcının bu programa iştirak ettiği bilgisini verdi.
İstanbul'u Sıfır Atık'ın başkenti yapmak istediklerini vurgulayan Ağırbaş, şunları kaydetti:
"Sıfır atık konusu ve Sıfır Atık Vakfı'nın çalışmaları, Türkiye'de 86 milyonu ve dünyada 8 milyar insanın kaderini ilgilendiriyor. Biz hep İstanbul ile alakalı örnek veriyoruz. Ben İstanbul'da doğdum, İstanbul'da büyüdüm. Şayet yaşadığınız şehrin havası kirlenirse, suyu kirlenirse, herhangi bir çevre felaketi yaşanırsa, o şehirde yaşayan bütün insanlar o problemin faturasını ödeyecek. Hangi siyasi partiye oy verdiğinizin, hangi siyasi görüşü tuttuğunuzun veya hangi ideolojiye sahip olduğunuzun bir önemi yok. İklim krizinin, emisyonların, çevre kirliliğinin ne yazık ki sınırlarla alakası yok."
Ağırbaş, Türkiye'nin yanı sıra dünyanın farklı bölgelerinde de çalışmalar yürüttüklerini dile getirdi.