Anadolu Ajansının (AA) "Şehrin Tarihine Açılan Kapılar" başlıklı dosya haberinin bu bölümünde, İstanbul’un tarihi kara surları üzerindeki Silivrikapı'nın, Bizans’tan Osmanlı’ya uzanan geçmişinde şehrin savunması, ticareti ve günlük yaşamında önemli rol üstlenmesi ele alındı.
İstanbul’un Sarayburnu’ndan başlayarak Edirne yönüne uzanan kara surlarının Theodosius döneminde inşa edilen bölümü üzerinde yer alan Silivrikapı, şehrin batıya açılan önemli geçiş noktalarından biri olarak kullanıldı.
İmparator Theodosius döneminde 413 yılında inşa edilen Theodosius Surları üzerinde, şehrin ihtiyaç duyduğu noktalarda kapılar oluşturuldu.
Silivrikapı da adını, İstanbul’un batısında yer alan Selymbria’ya, bugünkü adıyla Silivri’ye doğru uzanan güzergah üzerindeki konumundan aldı.
Kapının Bizans dönemindeki adı ise Pege Kapısı’ydı. Bu adın, kapının yakınındaki Balıklı Ayazması ile bağlantılı olduğu belirtiliyor. Geç Bizans döneminde Silivri yönünün önem kazanmasıyla kapı Silivri Kapısı adıyla anılmaya başlandı.
Çift sur sistemiyle oluşturulan Theodosius Surları’nın bir parçası olan Silivrikapı, dışarıya bakan daha alçak sur ile şehri çevreleyen daha yüksek iç sur arasındaki savunma düzeninin içinde yer aldı.
Kapı, yalnızca şehre giriş çıkışın sağlandığı bir geçiş noktası değil, aynı zamanda surların savunma sisteminin önemli parçalarından biri oldu. Silivrikapı’nın Bizans dönemindeki önemi, İstanbul’un siyasi tarihinde yaşanan önemli bir olayla da ortaya çıktı.
1204’te Latinlerin İstanbul’u işgal etmesiyle başlayan Latin hakimiyeti 1261’de sona ererken, Bizans kuvvetlerinin başındaki Aleksios Strategopulos’un şehre Silivrikapı’dan girdiği aktarılıyor.
Böylece kapı, İstanbul’un dış dünyayla bağlantısını sağlayan geçiş noktalarından biri olmasının yanı sıra şehrin yeniden Bizans hakimiyetine geçtiği dönüm noktalarından birine de tanıklık etti.
İstanbul’un fethinden sonra Silivrikapı, Osmanlı döneminde de kullanılmaya devam etti.