Çin lideri, 11 yıl aradan sonra ABD'ye yaptığı ziyarette, Başkan Donald Trump ile siyasi ilişkilerden, ekonomik ve ticari sorunlara, Tayvan meselesinden uluslararası ve bölgesel krizlere dek çok sayıda konuyu ele aldı.
Zirvede liderler, iki ülke ilişkilerini, daha önce Trump'ın mayıs ayında Çin'e yaptığı ziyarette üzerinde uzlaştıkları, "yapıcı stratejik istikrar" formülü çerçevesinde çatışma ve cepheleşme olmadan sürdürme konusundaki iradelerini vurguladı.
Dünyanın iki büyük gücünün liderlerinin buluşması, sembolik jestlerin yoğunluğuna karşın somut sonuçlar ve kalıcı çözümler bakımından zayıf bir sonuç doğurdu.
İki ülke ekonomi heyetleri, gümrük tarifeleri ve ihracat kontrolleri gibi ekonomik ve ticari anlaşmazlıklarda daha önce mutabık kaldıkları, 10 Kasım'da dolacak geçici uzlaşmanın süresinin Ocak 2027'ye uzatılması konusunda anlaşmaya vardı. Bu, ziyaretin tek somut çıktısı oldu.
ABD Başkanı Donald Trump ve eşi Melania, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Pıng Liyüen'i, ülkeye varışlarında, Maryland eyaletindeki Andrews Hava Üssü'nde karşıladı.
ABD Başkanı ve eşinin, Çinli misafirlerini yaygın teamüllerin aksine havaalanında bizzat karşılaması, Washington yönetiminin Çin ile ilişkilere verdiği önemin ve Pekin'in dünyadaki artan gücünü ve etkisinin kabullenişinin göstergesi olarak yorumlandı.
Trump, Şi ile görüşmeleri öncesinde Çin ile "birlikte çalışmaya devam edecekleri" mesajını vererek, "Bugün alacağımız kararlar, önümüzdeki on yıllar boyunca barış ve refahı teşvik edebilir." ifadelerini kullandı.
İki büyük ülkenin cepheleşme yerine işbirliğini tercih ederek barış içinde bir arada yaşaması gerektiği mesajını veren Şi de, "Çin ve ABD, işbirliğinden kazanacak, cepheleşmeden kaybedecektir. Rekabetten kaçınmamıza gerek yok ancak bu sağlıklı olmalı, sınırlar içinde tutulmalı." dedi.
Çin lideri, "Ordularımız düzenli diyaloğu sürdürmeli ve kriz iletişimi ile önleme mekanizmalarını iyileştirmeli. Böylece Tukidides tuzağının üstesinden gelebiliriz." ifadesini kullandı.
Şi'nin, iki ülke ilişkilerini tartışırken bir kez daha ABD'li tarihçi Graham Allison'ın, Antik Yunan tarihçisi Tukidides'in Sparta ve Atina kent devletleri arasındaki "hakim güç-yükselen güç" mücadelesine ilişkin tarihsel anlatısından hareketle bu mücadelenin kaçınılmaz bir çatışmaya dönüşüp dönüşmeyeceğini tartışırken kullandığı "Tukidides Tuzağı" kavramına gönderme yapması dikkati çekti.