Bonn Üniversitesi Kissinger Uluslararası İlişkiler Kürsüsünde doktora araştırmacısı, Havacılık ve Jeostrateji Analisti Ömer Giray Özay, sivil havacılığın devletler açısından lojistik kapasite, jeopolitik nüfuz, güç projeksiyonu ve hibrit savaş bağlamındaki stratejik rolünü AA Analiz için kaleme aldı.
***
Almanya'nın Leipzig-Halle Havalimanı'nda 4 Ağustos'ta gerçekleştirilen dron saldırısı girişimi, havacılık sektörünün jeopolitik meselelerde nasıl bir önem taşıdığını bir kez daha gözler önüne serdi. Leipzig-Halle Havalimanı, Avrupa'nın en büyük kargo merkezlerinden biri olmasının yanı sıra, NATO'nun Strategic Airlift Interim Solution'ını (SALIS) yani ittifakın hava lojistik unsurlarını barındırıyor. Havalimanı, Polonya’daki Rzeszow Havalimanı ile birlikte Doğu Avrupa’ya yönelik askeri malzeme ikmalinin başlıca merkezlerinden biri olarak öne çıkmaktadır.
Ukraynalı Antonov Airlines'a ait park halindeki AN-124'ü hedef alan dron saldırısı girişimi, Almanya için bir kırılma noktası teşkil etmektedir. Zira asıl dikkat çekici olan saldırı girişiminin kendisinden ziyade, Batı’nın Ukrayna’ya sağladığı yardımların ilk kez Almanya topraklarında doğrudan fiziksel bir saldırının hedefi haline gelmesidir.
Saldırının gerçekleştiği zaman dilimi de Almanya açısından son derece kritik bir döneme denk geliyor. Eski Sovyet işgal bölgesinde yer alan doğu eyaletlerindeki seçim süreci devam ederken, aynı bölgeyi hedef alan eş zamanlı bir saldırı girişiminin yaşanması dikkat çekmektedir.
Bu saldırı Ukrayna'ya yardım ve Almanya'nın Rusya ile ilişkileri kapsamında tartışmaları alevlendirdi. İç siyasetteki kutuplaşmayı daha da derinleştirdi. 1 Eylül 2026'da Alman hükümeti, olayı ilk kez açıkça Rusya'ya atfetti. İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt bu değerlendirmeyi, saldırı araçlarının Rusya'nın yürüttüğü diğer hibrit operasyonlardan zaten tanınmasına dayandırdı. Bunun üzerine Berlin, Rusya'nın Bonn Başkonsolosluğu'nun ve Berlin Rus Evi'nin kapatılacağını açıkladı. Rusya Büyükelçisi’ne protesto notası iletildi. Avrupa Birliği (AB) düzeyinde yeni önlemler alınacağı duyuruldu. Almanya böylece, Rusya'nın 2022'de Ukrayna'ya saldırmasından bu yana ilk kez AB organlarının dışına çıkar
Rusya daha öncesinde de benzer altyapı sabotajlarıyla gündeme gelmiş, bunlar Batılı istihbarat servislerince hibrit savaşın bir parçası olarak değerlendirilmişti. Burada Moskova'nın asıl hedefi, Almanya'nın Ukrayna'ya desteğinde çekingen davranmasını sağlamak ve aynı zamanda toplumda kaygı yaratarak halkı bu kritik savunma konusu üzerinden kutuplaştırmaktır. Zira, bu yardımlar azalırsa Rusya kendisini cephede daha avantajlı bir konumda bulacaktır çünkü Ukrayna'nın savunma kabiliyeti büyük ölçüde bu sevkiyatlara bağlıdır.
Sivil havacılık, uzun yıllardır devletlerin çıkarları doğrultusunda kullandığı araçlardan biri olmuştur. Devlet hava yolları, diplomatik ve ticari faaliyetlerde bu doğrultudaki öncelikleri dikkate alırken benzer yaklaşım kargo ve charter şirketleri için de geçerlidir.
Bu yaklaşımın en bilinen örneklerinden biri “Air America”dır. Air America, ABD tarafından Güneydoğu Asya’daki silahlı mücadelelere yönelik örtülü operasyonlar kapsamında silah ve ikmal malzemesi taşımak amacıyla kullanılan bir hava yolu şirketiydi. Şirketin uçaklarının afyon ticaretinde kullanıldığı iddiası ise günümüzde de tartışılmaya devam etmektedir.
Bir başka örnek ise kağıt üzerinde bir Karayip hava yolu şirketi olan St. Lucia Airways'tir. Bu şirket ABD Merkezi Haberalma Teşkilatı (CIA) adına Angola'ya silah, ardından da İran'a füze taşımıştır. Bu satışlardan elde edilen gelir ise Nikaragua'daki "Contra’lara" aktarılmıştı.