Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şöyle;
Kıymetli şehit yakınlarımız, muhterem gazilerimiz ve gazi yakınlarımız, hanımefendiler, beyefendiler; hepinizi en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Aziz İstanbul'umuzda böylesine anlamlı bir törende sizlerle bir arada olmanın bahtiyarlığını yaşıyorum. Gaziler Günü'nde bizleri onurlandıran siz kıymetli kardeşlerime ayrı ayrı teşekkür ediyor, hepiniz hoş geldiniz, şeref verdiniz diyorum. Bu kıymetli merasimi düzenlemek suretiyle buluşmamıza vesile olan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımıza ayrıca teşekkürlerimi iletiyorum.
Sözlerimin hemen başında ebet müddet devletimiz ve aziz milletimiz için, milli ve mukaddes değerlerimiz için, istiklal ve istikbalimiz için canlarını feda eden tüm şehitlerimizi rahmetle yâd ediyorum. Peygamberlikten sonraki en yüce makama erişen aziz şehitlerimizin her birinin ruhları şad, mekânları cennet olsun. Rabbim bizleri Hâtemü'l-Enbiyâ Efendimizin Livâü'l-hamd sancağı altında şehitlerimizle inşallah haşru cem eylesin.
Şehitlerimizin kanlarıyla sulanan bu cennet vatanda milletimiz özgürce yaşasın diye bedel ödeyen gazilerimize bilhassa şükranlarımı sunuyorum. Hayatta olan gazilerimize bereketli ömürler diliyor, ebediyete irtihal eden gazilerimize Cenab-ı Allah'tan rahmet niyaz ediyorum. Buradaki kardeşlerimin şahsında kendilerine çok şey borçlu olduğumuz tüm gazilerimizin ve kıymetli ailelerinin Gaziler Günü'nü şahsım ve milletim adına yürekten tebrik ediyorum.
Bu önemli günün birliğimizin, beraberliğimizin, 86 milyonun vahdet ve uhuvvetinin güçlenmesine vesile olmasını yürekten temenni ediyorum. Birazdan çekeceğimiz kuralar neticesinde yeni görev yerleri belli olacak tüm kardeşlerime şimdiden üstün başarılar, hayırlı hizmetler diliyorum.
Öncelikle burada bir hususu altını çizerek ifade etmek istiyorum. Bizler şehitleriyle yaşayan, şühedanın emanetini baş tacı eden, ona gözü gibi bakan bir milletiz. Her şeyden önce şehitlerin ölmediğini, onların Allah katında nimetlerin en güzeliyle visale erdiklerini müjdeleyen bir inancın müntesipleriyiz. Bayrağımız rengini şehitlerimizin al kanından alıyor. Devletimiz yolunu ve yönünü şehitlerimizin canlarını ortaya koyduğu değerlere, ülkülere, hedeflere göre tayin ediyor. Milletimiz aynı şekilde şühedanın muazzez hatırasını daima kalbinde, zihninde, belleğinde yaşatıp her şartta muhafaza ediyor. Bunun için Cenab-ı Allah'a ne kadar hamdetsek azdır. Şahsen böyle vefakâr, böyle yüce gönüllü
Şunun da bilinmesini isterim ki bizim zaferlerimiz emperyalistlerin lütfuyla değil, asırlardır şehit ve gazilerimizin mübarek kanlarıyla kazanılmıştır. Bizim şahsiyetimiz şehit ve gazilerimizin mücadelesiyle güç bulmuştur. Bizim şanlı tarihimiz şehitlerimizin mezarlarından yayılan destanlarla yazılmıştır. Hicaz'dan Yemen'e, Mohaç'tan Kudüs'e, Kut'ül-Amare'den Preveze'ye gönül ve kültür coğrafyamızın tamamında şehit ve gazilerimizin kahramanlıklarının, fedakârlıklarının, asaletlerinin silinmez izleri vardır.
Hani merhum Osman Yüksel Serdengeçti diyor ya;
"Dedem kayıp olmuş Yemen çölünde,Amcam şehit olmuş Rum elinde,Babamın ruhu Çanakkale'de,Beşikte bırakmış beni pederim,Elimde süngüm, cenge giderim.Mübarek gaza, cenk, dövüş, sefer...Böyle buyurmuş ulu peygamber,Demiş ki:Yurt için can veren erler,Mahşerde benimle beraber.Tanrı'nın buyruğu, buna ne derim?Elimde süngüm, cenge giderim."
Evet, cenk meydanlarında, vatan müdafaasında, İ’lâ-yi Kelimetullah yolunda ve terörle mücadelede bugüne kadar nice şehitler verdik. Tam bin yıldır onurumuzla, gururumuzla, vakarımızla bu topraklarda yaşayabilmek için; mazlum ve mağdurlara umut olabilmek için nice koçyiğitleri, nice civanmertleri içimiz kan ağlayarak toprağa verdik. Ama ne olursa olsun ümidimizi yitirmedik. Şehitlerimizin uğruna canlarını feda ettikleri o davayı yaşatmak için her türlü badireyi milletimizle birlikte göğüsledik.