Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Öğretim Üyesi ve SETA Kıdemli Araştırmacısı Prof. Dr. Cenay Babaoğlu, yapay zekanın geleceğine ilişkin artan risk tartışmalarını AA Analiz için kaleme aldı.
***
9-10 Eylül 2026 tarihleri, yapay zeka dünyasında uzun süredir halı altına süpürülen varoluşsal risklerin 24 saat gibi kısa bir sürede küresel kamuoyunun gündemine oturduğu tarihsel bir kırılmaya sahne oldu. 9 Eylül’de hem OpenAI hem Anthropic şirketlerinde çalışmış Jacob Coxon isimli mühendis, yapay zeka çalışmalarının insanlığın sonunu getirebileceğine dair risklerden bahsederek istifa manifestosu yayımladı. Açıklamasında şirketlerin yapay zekanın risklerini bilmelerine rağmen gelişim hırsları nedeniyle durmadıklarını, çoğu şirket çalışanının yapay zekanın geleceğine dair korku içinde olduğunu iddia etti.
İstifa açıklamasının sosyal medyada yayılmasının ardından Anthropic şirketinin üst düzey araştırmacılarından Evan Hubinger, "Yapay zekanın 10 yıl içinde tüm insanları öldürebileceği ihtimaline inanıyoruz." diyerek Coxon’un görüşlerini teyit etti. Sonrasında ardı ardına farklı şirketlerden aktif görevde ya da görevden ayrılmış isimler, bu iddiaları teyit ederken yapay zekanın gelişimine dair korkulu senaryolardan dem vurdu.
Bu açıklamalarda süper yapay zekaya dair hizalama ve denetim sistemi kurulmadan gelişimin devam etmesinin, sonunda insanların kontrol edebileceği sınırların aşılmasına neden olacağı düşüncesi en çok zikredilen görüş oldu.
Bu alanda çalışan, tanınan yetkili araştırmacıların, mühendislerin arka arkaya yaptığı açıklamalarla "süper yapay zeka yarışına bir mola ihtiyacı" fikri, küresel ölçekte gündem oldu. Şirketlerin denetlenmesi gereği, insanlığı korumak için sınırlar çizilmesi zorunluluğu genel politika hedefi haline geldi.
Tartışmaya siyasetçiler, sivil toplum örgütleri ve akademisyenler de dahil oldu. ABD’li Senatör Bernie Sanders, süper zekayı ve geliştirme faaliyetlerini durduracak bir yasa hazırladığını duyurdu. Farklı senatörler, Temsilciler Meclisi üyeleri, konu hakkında eleştirel görüşler paylaştı. Aynı şekilde Kanada ve İngiltere gibi ülkelerin siyasetçilerinden de tepkiler geldi. Bu süreçte tepkileri dindirmek adına yapay zeka alanında saygın bir yeri olan, denetleyici görüşleriyle tanınan Paul Christiano, OpenAI Vakfı Kuruluna ve Güvenlik Komitesine alındı. Christiano, yaptığı açıklamayla riskleri kabul ettiğini söyledi ve gerektiğinde önlemlerin alınmasına dair görüşlerini tekrarlayarak "İşbaşındayı
Anthropic tarafı ise temmuz ayında yaşanan güvenlik açıklarına ve güvenli alandan internete sızan modellere dair inceleme değerlendirmesi yayımladı ve yapay zeka modellerini test eden bağımsız Model Değerlendirme ve Tehdit Araştırmaları (METR) Merkezi tarafından bağımsız soruşturma yapılacağını açıkladı. Anthropic, aynı zamanda 2030 ekonomi modelini de paylaşarak yapay zekanın küresel ekonomiye yönelik olası katkılarını da senaryolar halinde yayımladı. Şirketin bu belgelerinde yapay zekanın dünya ekonomisini katlayarak büyüteceği iddialarına dair senaryolar yer aldı.
Anthropic ve OpenAI şirketleri tarafından bir günde atılan adımlar, bir yandan yapay zekanın ekonomiye yönelik katkılarına dair paylaşımlar diğer yandan yapay zekanın kontrol edildiğine ya da edileceğine dair imaj girişimleri, ortaya çıkan devasa tepkiyi yönetme çabaları olarak okunabilir. Diğer taraftan bu adımları "kozmetik tedbirler" olarak değerlendirilmek daha münasip çünkü her iki şirket de hem çalışanlar hem de yönetenler düzeyinde risklerin farkında olsalar da durma niyetinde değiller. Aksine herkes bitiş noktasına daha önce varmanın yarışında.