Şara, 5. Antalya Diplomasi Forumu'na (ADF) katılmak üzere geldiği Antalya'da soruları yanıtladı.
Suriye-Türkiye ilişkilerinin seyri ve stratejik iş birliği fırsatları, ABD-İsrail'in İran'a saldırılarının bölgesel ve küresel etkileri, Suriye'nin stratejik önemi, ülkenin kuzeydoğusunun entegrasyonu konusundaki son durum, İsrail'in Suriye topraklarına saldırıları ve işgali, Şam-Tel Aviv arasındaki temaslar ve Suriye-Ukrayna ilişkileri konularında değerlendirmelerde bulundu.
Röportajın ayrıntıları şöyle:
Soru: Antalya Diplomasi Forumu'na ikinci kez katılıyorsunuz. Suriye-Türkiye ilişkileri, stratejik iş birliği imkanlarının değenlendirilmesi noktasında nasıl seyrediyor ?
Ahmed Şara: Suriye ile Türkiye arasında eski tarihi ve coğrafi bağlar bulunmaktadır. Eski rejimin döneminde Suriye, bölgeden ve uluslararası toplumdan izole edilmişti. Suriye'nin eski rejimden kurtarılması, Suriye için bölgesel ve uluslararası ilişkilerini yeniden kurmak için bir fırsat oluşturdu. Özellikle Türkiye ile ilişkilerde bu durum daha belirgindi. Çünkü Türkiye devrimin destekçisiydi ve 14 yıl boyunca Suriye devrimini desteklemeye devam etti. Suriye, krizden fırsat ortamına dönüştü ve biz de Türkiye'ye ve diğer ülkelere yaptığımız ziyaretlerde bu fırsatlara işaret ettik.
Soru: ABD/İsrail-İran savaşı, küresel bir enerji krizine yol açtı. Bu alanda Suriye'nin önündeki fırsatlar ve zorluklar nelerdir?
Ahmed Şara: Suriye'nin stratejik konumunun yeniden değerlendirilmesine, geçen yıl Şam'a geldiğimizden beri değindiğimizi düşünüyorum. Ancak İran'da patlak veren savaşın ardından, özellikle de enerji tedarik sektörünün dünya çapında zarar görmesiyle, insanlar bu (stratejik) konuma daha fazla ihtiyaç duyduklarını hissettiler. Suriye, enerji tedariki ve tedarik zincirleri için kesinlikle güvenli bir koridor ve alternatif bir yol oluşturuyor. Özellikle de Suriye ve Ürdün üzerinden Arap Körfezi ile Türkiye arasında kurulan bağlantı ve aynı zamanda Suriye'nin Akdeniz'e kıyısının olması suretiyle. Suriye, Doğu ile Batı arasındaki tedarik zincirleri ve enerji tedariki arasında mükemmel ve güvenli bi
Dört Deniz projesi, bu zincirin bir parçası; bölgesel entegrasyon ve yolların yeniden bağlanmasıdır. Şu anda dünyanın en önemli arayışı, tedarik zincirleri ve enerji kaynakları için güvenliktir. Bu nedenle, Azerbaycan'ın Hazar Denizi'ne, Suriye'nin ve Türkiye'nin Akdeniz'e, Arap Körfezi'nin ise hem Kızıldeniz'e hem de Arap Körfezi'ne kıyısı olmasıyla bu entegrasyonun da önemli olduğunu düşünüyorum. Suriye artık bir "kriz" döneminden "fırsat" dönemine geçiyor. Türkiye ve diğer ülkelere yaptığımız ziyaretlerde bu fırsatlara vurgu yaptık. Doğu ile Batı arasında bir köprü olan Türkiye ile Suriye arasında bölgesel bağlantısallık açısından büyük fırsatlar mevcut.
Şu anda İdlib'de endüstriyel iş birliğini kolaylaştırmak için Suriye ile Türkiye arasında bir serbest ticaret bölgesi üzerinde çalışıyoruz.
Bu bölge; İdlib, Lazkiye, Halep ve Şam'ı birbirine bağlayan ana yollar üzerinde stratejik bir konuma sahip.