Baudelaire ‘ikizim’ demişti okura, ben ‘arkadaşım’ diyorum. Kavga ettiğimiz de olur, yeni bir buluş yaptığımda yumak olduğumuz da. Ama yolculuk biraz da bu değil midir?Ben hep ‘yolda’ olmayı savunmuşumdur; yolda, yani sonunun nereye çıkacağı belli olmayan Heideggerci anlamda patikada.Yolun sonunda ne bulacağını adları gibi bilenler var ama ben onlardan değilim. Tek bildiğim, ‘bana öğretilen tarih’in bir mağaranın tarihi olduğu. Eflatun mağaradaki mahkûmların hikâyesini yazmıştı, Cemil Meriç ise bizim mağaradakileri: Müstağripler, kaçanlar, mağluplar… İyi ama mağara biraz büyümekle birlikte yine de karanlık. Gölgeler oyunda berdevam. Kölelerin yüzü karanlıktan kararmış durumda.Bu sırada bir ç
(Kaynak: ENSONHABER)