TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, MÜSİAD'ın Bakırköy'deki merkezinde Milli İrade Platformu ve Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı (TGTV) tarafından "Terörsüz Türkiye" temasıyla düzenlenen 17. Milli İrade Buluşması'nda konuştu.
Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk asrının yarısını işgal eden terör nedeniyle büyük şehirlerin dahi zarara uğradığına, en mütevazı tahminlerle terörün Türkiye'ye maliyetinin 2,3 trilyon dolar olduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, geçmiş yıllarda çok sayıda siyaset adamının terör meselesini çözmek için gayret sarf ettiğinden bahsetti.
Kurtulmuş, bu isimlerden Necmettin Erbakan, Turgut Özal, Süleyman Demirel ve Bülent Ecevit'i anarak, "Ne yazık ki ne zaman bu sorunu çözmek için bir adım atılsa birileri devreye girmiş, birtakım suikastlarla, provokasyonlarla bu süreç berhava edilmiştir. Aynı şekilde Sayın Cumhurbaşkanımızın Başbakanlığı döneminde 2013-2014 yıllarında gerçekleştirilen ve neredeyse bitme noktasına gelen, toplumsal hafızada 'Dolmabahçe Mutabakatı' diye yer eden o süreçte de işlerin gayet iyi gittiği bir noktada, o günkü devlet yapısı içerisinde konuşlanmış bazı hain odaklar tarafından -ismini verelim, FETÖ'nün birtakım emirberleri ve ileri karakolları tarafından- o süreç akamete uğratılmıştı." diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın talimatları ve öncülüğüyle sürecin yeniden başladığını ifade eden Kurtulmuş, "Süreç, fevkalade uzun bir merhaleden geçti ve Allah'ın lütfuyla 10 Ağustos 2026'da Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 467 oyla 'Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi' kabul edildi ve çok önemli bir viraj geride bırakılmış oldu." ifadelerini kullandı.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, Türkiye'de böylesine büyük bir toplumsal ittifakın ortaya çıkmasının başlı başına büyük başarı olduğunu dile getirerek, bu kadar farklı partiden insanların bir araya gelmesi ve ortak noktada buluşmasının çok nadir görülen bir şey olduğunu kaydetti.
Bu durumun Türkiye'nin demokrasisinin zaferi ve "Terörsüz Türkiye" konusundaki kararlılığın da ciddi bir yansıması olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, geçen yıl TBMM'de çalışma yürüten Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun hazırladığı raporun "Terörsüz Türkiye" süreciyle ilgili bir yol haritası ve genel bir çerçeve oluşturduğunu söyledi.
Kurtulmuş, çatışma çözümleri uygulamalarında hep bir üçüncü gözün bulunduğunun altını çizerek, "Bir tarafta örgüt, bir tarafta devlet, bir de başka bir devlet ya da başka bir uluslararası kuruluş üçüncü göz olarak süreci kontrol eder. Bizim örneğimizde üçüncü göz yoktur. Üçüncü göz de birinci göz de bizatihi milletin kendisidir ve milletin temsilcileridir. Ümit ediyorum, aradan yıllar geçtikten sonra Türkiye'deki bu çaba, bütün uluslararası ilişkiler okullarında, kamu yönetimiyle ilgili üniversitelerde çatışma çözümlerinin halledilmesi bakımından bir ders olarak okutulacaktır. Onun için diyoruz ki bu model, Türkiye modelidir." diye konuştu.
Bugüne kadar gelinmesinde örgütün silah bırakma iradesinin de önemli etkisinin olduğuna işaret eden Kurtulmuş, "Orta Doğu'da en çok bulunan şey silahtır. Orta Doğu'da pazarda peynir ekmek satılır gibi on yıllar boyunca silah satıldığını, silah tedarik edildiğini biliyoruz. Esas mesele bir daha bu memlekette hiçbir Kürt evladının hangi gerekçeyle olursa olsun eline silahı alarak dağa çıkmasını mümkün kılmayacak bir ortamı oluşturmaktır. İnşallah bunu sağlayacağız." dedi.
Kurtulmuş, örgütün silah bırakmasıyla ilgili süreçlerde konunun ilk olarak TBMM'ye taşındığını ve milletvekillerinin ortak bir iradeyle hareket ettiğini belirtti.
"Başından itibaren şunu söyleyeyim. Bu asla bir partinin ya da iktidarın meselesi değil, bu Türkiye'nin meselesidir, bütün partilerin meselesidir. Eğer bir başarı olacaksa buna güç, kuvvet, destek veren herkesin başarısı olacaktır." diyen Kurtulmuş, geçen hafta Meclis’ten geçen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un üç sigortasının olduğunu anlattı.