TBMM Başkanı Kurtulmuş'un himayesinde, Türklerin Anadolu'dan Rumeli'ye geçişinin ve Gelibolu'nun fethinin 672. yıl dönümü kutlamaları kapsamında Çanakkale'nin Lapseki ve Gelibolu yakalarında etkinlikler düzenlendi.
Numan Kurtulmuş, Atatürk Kültür Merkezi önünde Türklerin Anadolu'dan Rumeli'ye Geçişinin ve Gelibolu'nun Fethinin 672. Yıl Dönümü Kutlaması ile Gazi Süleyman Paşa'yı Anma Programı'nda vatandaşlara hitap etti.
Bu anlamlı günde Çanakkale'de bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Kurtulmuş, boğaz geçişinin de fevkalade anlamlı ve önemli olduğunu söyledi.
Kurtulmuş, TBMM'nin himayelerinde ilk kez gerçekleştirilen etkinliğin bundan sonra da devam etmesi ve gelenekselleşmesi temennisinde bulundu.
Türklerin Anadolu'dan Rumeli'ye geçişinin tesadüf olmadığını, bundan alınacak çok derslerin bulunduğunu ve bu geçişle fetihler silsilesinin başladığını aktaran Kurtulmuş, Osmanlı'nın o dönemki tarihsel adımına dikkati çekti.
Kurtulmuş, Osmanlı'nın diğer beyliklerle uğraşmak yerine yönünü Batı’ya çevirdiğini anlatarak, şöyle devam etti:
"Gazi Süleyman Paşa ve Yakup Bey ile arkasında isimlerini bilmediğimiz nice akıncılar buraya adım attıkları anda İstanbul'un fethinin de gerçekleşeceğini cümle aleme göstermiş oldular. Osmanlı Beyliği'nin hemen kuruluşunun başında, daha doğru dürüst bir devlet bile oluşmamışken Batı'ya yönelerek Rumeli'yi fethetmeye başlamış olması fevkalade önemli bir tarihi adımdır, bugün de bize önemli bir ders, önemli bir ibrettir. Öyle olduğu için hep yön daha ileriye olmuş, hep ufku Batı'ya doğru olmuştur."
Osmanlı’nın doğuda kökleri olan ama batıya kapalı olmayan, doğudan gelen ama yönü batıya dönük olan bir devlet olduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Osmanlı, yönü batıya dönük olurken de kendi köklerinden asla uzaklaşmayan, medeniyet değerlerini asla inkar etmeyen, her ikisini birleştirebilen önemli bir cihan devletiydi. Eğer 500 obalık bir beylikten 3 kıtaya yayılan milyonlarca kilometrekarelik bir cihan devleti çıktıysa hiç şüphesiz bunun ardındaki en önemli varlık ne toptur ne tüfektir ne askeri güçtür ne ekonomik güçtür. Bunun önündeki ve arkasındaki en önemli güç, büyük bir vizyona sahip olmasıdır. İşte bu vizyon içerisinde hareket ettikleri için hep önlerinde yeni ufuklar açıldı. Hep yeni fetihler gerçekleşti, hep daha ileri adımlar atıldı, dünyanın başkenti olan İstanbul fethedildi. İstanbul'un fethedilmesi sadece Konstantinopoli
Kurtulmuş, bu toprakların Türklerin geçmişle geleceğini birleştiren önemli, mübarek topraklar olduğunun altını çizerek, "Bu topraklar nasıl 672 sene evvel Türklerin Rumeli'ye geçişine sahne olduysa aynı şekilde 18 Mart'ta Birinci Dünya Savaşı'nın sonrasında da yine bu sefer Batılı emperyalist güçler tarafından 'Haydi siz kim oluyorsunuz? Orta Asya'dan gelmiş olan parya millet gidin ait olduğunuz yere Orta Asya steplerine' denilerek milletimiz Çanakkale'den, bu topraklardan sökülüp atılmaya çalışılmıştır ama bir avuç imanlı insanın 'Ya Allah' diyerek ayağa kalkmasıyla bu topraklardan emperyalistler tekrar püskürtülmüş, onlar ait oldukları yerlere geri dönmüşlerdir. Bu büyük zafer milletimizin