Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta okullarda meydana gelen olaylar ile çocukların dijital ortamlarda karşılaştıkları riskler ve olumsuz etkilerin tüm yönleriyle ele alınarak araştırılması, çözüm önerileri geliştirilmesi ve benzer olayların önlenmesi için alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu, AK Parti Tokat Milletvekili Yusuf Beyazıt başkanlığında toplandı.
Toplantının açılışında konuşan Beyazıt, komisyonun, 25 Haziran'da İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığına çalışma ziyareti gerçekleştirdiğini belirtti.
Beyazıt, Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığınca özellikle çocuk ve gençler üzerinde teknoloji bağımlılığı ve siber zorbalığı önlemek, güvenli ve bilinçli internet kullanımı sağlamak amacıyla kurulan SİBERAY Programı kapsamında yapılan çalışmalar, bilinçlendirme faaliyetleri ve hedeflenen çalışmalar hakkında da bilgi aldıklarını kaydetti.
İstanbul Aile Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Üner Karabıyık, Vakfın çalışmaları ve okul saldırılarının ardından attıkları adımlara ilişkin bilgi verdi.
Okullarda yaşanan saldırıların okulda başlamadığını söyleyen Karabıyık, "Bu hadiseler çoğu zaman önce ailede, akran çevresinde, dijital mecralarda, medya içeriklerinde, toplumsal iklim içerisinde şekillenen uzun bir sürecin görünür hale gelmiş son aşamasıdır. Bu nedenle, komisyonumuzun önünde duran mesele yalnızca okul güvenliği meselesi değildir. Aynı zamanda çocukların korunması, gençlik politikaları, dijital riskler, rehberlik sistemi ve toplumsal dayanıklılık meselesidir." diye konuştu.
Sundukları verilerin masa başında geliştirilmiş teorik tespitler olmadığını kaydeden Karabıyık, sözlerini şöyle sürdürdü:
"2025 yılında 26 ilde 4 bin 202 kişinin katılımıyla yapılan siyasi ve demografik kota uygulanan saha çalışmasında katılımcıların yüzde 82,9'u dijital medyanın çocuklar üzerindeki zararının faydasından fazla olduğunu, yüzde 80,7'si ise dijital medyanın toplumsal değerleri aşındırdığını ifade etmiştir. Bu oranlar bize çok önemli bir hususu göstermektedir. Toplum, çocuklarımızın karşı karşıya olduğu dijital risklerin farkındadır. Dolayısıyla çocukların korunmasına yönelik düzenlemeler yalnızca teknik bir mesele değil, aynı zamanda güçlü bir toplumsal beklentidir. Bugün çocuklarımız yalnızca fiziksel dünyada yaşamıyor. Aynı anda medya ve sosyal medyada, dijital oyunlarda, video platformlarında,
Karabıyık, insanların en yüksek mutluluk, huzur ve güven duygusunu aile içerisinde yaşadığının araştırmalarda göründüğünü kaydederek, "Araştırmalarımıza göre ailede mutluluk, huzur ve güven oranı yüzde 94, yakın çevrede yüzde 76, şehir ölçeğinde yüzde 67, ülke ölçeğinde ise yüzde 56'ya düşmektedir. Bir başka ifadeyle, insanımız şahitlik alanında daha fazla güven, huzur ve aidiyet hissederken, haberdarlık alanında baskı, sıkıntı ve kaygı seviyesi artmaktadır. Bu artışta haber kaynakları etkilidir. Bununla birlikte baskı, sıkıntı ve kaygı üreten içeriklere maruziyet arttıkça aidiyet duygusu da zayıflamaktadır. Bu bulgu bizim için son derece önemlidir çünkü okul saldırıları yalnızca bireysel öf
Sosyal medya şirketlerine yönelik davalar açtıklarını anlatan Karabıyık, "Bu hukuki süreçleri başlatırken amacımız herhangi bir platformun yasaklanması değil, çocukların yaşlarına uygun olmayan içeriklere erişimine, bağımlılık oluşturan algoritmik tasarım özelliklerine ve ebeveynlerin giderek artan güçlüklerine dikkati çekmek, alınması gereken tedbirleri tespit etmekti. Son dönemde atılan adımları kıymetli buluyoruz. Bununla birlikte sahadaki tecrübemiz, çocukların korunmasında yalnız yaş tespitine dayalı mekanizmaların yeterli olmadığını göstermektedir." değerlendirmesinde bulundu.
Özellikle kimlik arayışı içindeki çocuklar ve gençler açısından dijital ortamların, rol modellerin davranış kalıplarının ve aidiyet alanlarının yeniden üretildiğine, güçlü sosyalizasyon mecralarına dönüştüğüne işaret eden Karabıyık, "Bu nedenle çocuk koruma politikalarını yalnız içerik denetimiyle sınırlı düşünemeyiz. İhtiyacımız, aileyi, okulu, medyayı, dijital platformları ve kamu kurumlarını birlikte kapsayan, çok boyutlu bir toplumsal dayanıklılık yaklaşımıdır." diye konuştu.