Küçükşabanoğlu, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Beyaz Saray'da düzenlenen söz konusu toplantının katılımcılarına dikkati çekerek, toplantıda yeni dünyanın nasıl şekillendiğini gösteren önemli bir fotoğrafın ortaya çıktığını belirtti.
Elon Musk, Jensen Huang, Mark Zuckerberg, Sundar Pichai, Satya Nadella ve Jeff Bezos gibi teknoloji dünyasının en güçlü isimleriyle üst düzey yöneticilerin aynı masada olduğunu dile getiren Küçükşabanoğlu, "teknofeodalizm" tartışmasının bu gelişmelerle daha görünür hale geldiğini ifade etti.
Bugün artık teknoloji şirketlerinin yalnızca ekonomik aktörler olmadığını belirten Küçükşabanoğlu, Trump'ın Ocak 2025'teki yemin töreninde teknoloji dünyasının en güçlü isimlerinin ön sıralarda yer almasının yeni dönemin sembolik işaretlerinden biri olduğunu söyledi.
Küçükşabanoğlu, Trump'ın göreve geldikten sonra bu isimlerle temaslarını sıklaştırması ve şimdi onları devletin en üst düzey yöneticileriyle aynı masada buluşturmasının da bu ilişkinin giderek daha stratejik hale geldiğini gösterdiğini vurgulayarak şöyle devam etti:
“Teknofeodalizm tartışmasının merkezinde de tam olarak bu güç yoğunlaşması var. Trump'ın yapay zeka yerine süper zeka ifadesini öne çıkarması yalnızca terminolojik bir değişiklik değil. ABD, yapay zekadaki küresel liderlik iddiasını artık çok daha açık bir siyasi ve stratejik söyleme dönüştürüyor. Trump, teknolojinin gelişiminin engellenmemesi gerektiğini vurgularken yarışın esas olarak ABD ile Çin arasında olduğunu ifade ediyor. Dolayısıyla yapay zeka artık sadece teknoloji veya ekonomi meselesi değil, doğrudan küresel rekabet ve güç meselesi.”
Son dönemde teknoloji dünyasından yapay zekanın gelişim hızı ve güvenliği konusunda daha ihtiyatlı çağrıların yükseldiğine işaret eden Küçükşabanoğlu, ABD yönetiminin ise farklı bir denge kurmaya çalıştığını söyledi.
Küçükşabanoğlu, ABD'nin yaklaşımında "Biz yavaşlarsak Çin ilerler" düşüncesinin belirleyici olduğunu dile getirerek, "ABD'nin yaklaşımını özetlersek, kontrol edecek ama yavaşlatmayacak, güvenliği artıracak ama inovasyon hızını kaybetmeyecek. Önümüzdeki yılların temel yapay zeka tartışmasının da bu denge üzerinde şekilleneceğini düşünüyorum." dedi.
Türkiye'nin de bu küresel dönüşümü daha güçlü biçimde gündemine alması gerektiğinin altını çizen Küçükşabanoğlu, şunları ifade etti:
“Türkiye olarak yapay zekayı ana gündemlerimizden biri haline getirmeli, daha fazla konuşmalı, tartışmalı ve dünyadaki gelişmelerin ülkemiz açısından ne anlama geldiğini sürekli değerlendirmeliyiz. Bunu yalnızca teknoloji çevrelerinde değil, kamu, özel sektör, üniversiteler ve sivil toplumun birlikte olduğu bir zeminde yapmalıyız. Kamuyla özel sektör daha sık aynı masaya oturmalı. ABD ile Türkiye'nin ölçeği ve imkanları elbette aynı değil. Başka bir ülkenin modelini olduğu gibi kopyalamaktan bahsetmiyoruz. Ancak karar vericilerle teknolojiyi geliştiren ve kullanan kesimlerin çok daha sık aynı masaya oturması, birbirini dinlemesi ve teknolojinin hızına birlikte cevap üretmesi gerekiyor. Yapay
Küçükşabanoğlu, AIPA olarak bu ihtiyaca yönelik hayata geçirdikleri çalışmalara değindi. Küçükşabanoğlu, başlattıkları "Teknoloji Ekosistemi Stratejik Diyalog Toplantıları" ile her ay kamu kesimindeki karar vericilerle teknoloji ve özel sektör temsilcilerini aynı masa etrafında buluştuklarını dile getirdi.