Geçmişte tiroid nodülü saptanan birçok hastada, nodülün özelliklerine bakılmaksızın tiroid bezinin tamamının alınması yaygın bir tedavi yaklaşımıydı. Özellikle 1980’li yıllarda mide ülseri nedeniyle mide, safra kesesi hastalıklarında safra kesesi ve tiroid nodüllerinde ise çoğu zaman tüm tiroid bezinin alındığı çok sayıda hasta görülüyordu. Ancak tıpta son yıllarda yaşanan gelişmeler sayesinde bu yaklaşım önemli ölçüde değişti.
Tiroid nodüllerinin büyük bölümü iyi huylu
Gelişmiş ultrasonografi ve ince iğne biyopsisi gibi tanı yöntemleri sayesinde bugün tiroid nodüllerinin yüzde 90’dan fazlasının iyi huylu olduğu bilinmektedir. Kötü huylu olarak değerlendirilen nodüllerin büyük bölümünü oluşturan papiller tiroid kanserleri ise çoğunlukla yavaş seyir gösteren ve erken evrelerde çevre dokulara yayılmayan tümörler arasında yer almaktadır.
En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.
Bu nedenle günümüzde her tiroid nodülü veya her papiller tiroid kanseri için cerrahi tedavi gerekli olmayabilir. Hastanın yaşı, nodülün büyüklüğü, biyopsi sonucu ve klinik özellikleri birlikte değerlendirilerek kişiye özel tedavi planlaması yapılmaktadır.
Dünyada "Tiroidini Koru" yaklaşımı yaygınlaşıyor
Bu bilimsel veriler doğrultusunda dünyada "Save Your Thyroid" yani "Tiroidini Koru" yaklaşımı giderek daha fazla benimsenmektedir. Bu yaklaşım, uygun hastalarda açık cerrahi yerine ablasyon yöntemlerinin değerlendirilmesini gündeme getirmektedir.
Ablasyon tedavisinde nodül veya tümör dokusu radyofrekans, mikrodalga ya da dondurma yöntemi olarak bilinen kriyoablasyon gibi tekniklerle kontrollü olarak tahrip edilirken, sağlam tiroid dokusunun korunması hedeflenmektedir. Böylece hem hastalıklı doku tedavi edilmekte hem de tiroid bezinin doğal işlevlerinin devam etmesi amaçlanmaktadır.
Genel anestezi gerektirmeden uygulanabiliyor
Ablasyon işlemi uygun hastalarda genel anestezi gerektirmeden, lokal anestezi altında ince bir iğne yardımıyla uygulanabilmektedir. Cerrahi kesi gerektirmemesi, iyileşme sürecinin daha konforlu ilerlemesine katkı sağlaması ve tiroid bezinin korunmasına yardımcı olması nedeniyle bu yöntem son yıllarda daha fazla gündeme gelmektedir.