GÜNCEL

Trump gözünü yeraltına mı dikti? 'İran’ın uranyumunu ele geçirme operasyonu!'

Haberde yer alan bilgilere göre ABD ordusu, kazı ekipmanlarının havadan taşınması, İran içinde kargo uçakları için bir pist inşa edilmesi ve yüzlerce askerin sa

Muğla
Trump gözünü yeraltına mı dikti? 'İran’ın uranyumunu ele geçirme operasyonu!'

Haberde yer alan bilgilere göre ABD ordusu, kazı ekipmanlarının havadan taşınması, İran içinde kargo uçakları için bir pist inşa edilmesi ve yüzlerce askerin sahaya konuşlandırılmasını içeren son derece karmaşık bir plan konusunda başkana brifing verdi. Böyle bir plan gerçekten uygulanabilir mi, yoksa bu tür sızıntılar daha çok bir güç gösterisi ve psikolojik baskı unsuru mu? Adnan Menderes Üniversitesi Öğr. Üyesi Dr. Elçin Başol, CNN TÜRK canlı yayınında değerlendirdi;

URANYUMA MÜDAHALENİN ZORLUĞU

Klasik hava saldırısı mantığının ötesine geçen, doğrudan sahaya inmeden başarılamayacak bir hedef söz konusu uranyum meselesi dediğiniz zaman. Bu savaş için kritik bir dönüm noktası. Konuşulan şey, İran’ın elinde ne kadar zenginleştirilmiş uranyum olduğu sorusu değil burada; asıl soru, bu savaşı başlatan gerekçe ile sahada yapılabilen şey arasında bir uyum var mı?

Bu uyumun ciddi biçimde bozulduğunu görüyoruz aslında. Bu, nokta atışı bir baskın değil. Eğer uranyum konusunda bir müdahale gerçekleştirilecek olursa, neredeyse geçici bir askerî üs mantığıyla ilerlemeniz gerekir. Yani mini ölçekli kara angajmanı gerekir bu noktada. Bu nedenle uranyum meselesini şöyle de okumak gerekiyor: Birincisi teknik düzey…

İran’daki zenginleştirilmiş uranyumun bir kısmı İsfahan ve Natanz gibi, yeraltı saldırısı sonrası molozlarla daha da erişilemez hâle gelecek alanlarda tutuluyor. Bu da şu anlama geliyor: Havadan vurmak ile bu materyali gerçekten etkisiz hâle getirmek aynı şey değil. Bir tesisi bombalayabilirsiniz ama içindeki materyali ya tamamen yok edemezsiniz ya da sahada nerede, ne kadar erişilebilir olduğunu tam olarak bilemezsiniz.

Uranyumu kesin biçimde güvenceye almak için sahaya inmek gerekir. Bir kara operasyonu gerekir. Sahaya inmek ise savaşı bambaşka bir aşamaya taşıyacaktır. Bu zaten konuşulan “kara operasyonu” meselesi.

SİYASİ BOYUT: TRUMP’IN DEĞİŞKEN SÖYLEMLERİ

Bir de siyasi düzey var. Çünkü Trump, bir taraftan İran’ın nükleer meselesini savaşın temel gerekçelerinden biri olarak öne sürmüştü; bu durum hâlâ sürüyor. Diğer taraftan son açıklamalarında uranyumun çok derinde olduğunu ve artık bunu umursamadığını söyledi.

Burada da bir çelişki var. Trump’ın açıklamalarında sürekli bir söylem değişikliği görülüyor. Bu yüzden Trump’ın açıklamalarının ne kadarını, hangi boyutunu dikkate alacağımız artık gerçekten bilinmez durumda. Savaşın merkezindeki tehdidin ne olduğu konusunda Washington’ın kendi anlatısında bile bir tutarsızlık var.

Eğer uranyum gerçekten savaşın kalbindeki tehditse, “umursamıyorum” açıklaması geçmiş dönemde yaptığı stratejik savrulmayı izah etmeyi zorlaştırıyor. Eğer artık öncelik uranyumsa ya da değilse, o zaman savaşın amacı nükleer riskin giderilmesi değil, İran’ın genel kapasitesinin kırılması olmuş demektir. Bu da hedefin kaymasını işaret eder. Burada önemli bir paradoks var.

Kalici baglanti: https://www.ajansonline.com.tr/haber/trump-gozunu-yeraltina-mi-dikti-iranin-uranyumunu-ele-gecirme-operasyonu

AJANS ONLİNE

HABER PORTALI