GÜNCEL

Trump'ın Hizbullah planı: Suriye Hizbullah ile savaşır mı?

ORSAM Levant Çalışmaları Koordinatörü Dr. Oytun Orhan, Suriye'nin Lübnan'da Hizbullah'a karşı üstlenebileceği olası rolü ve bunun sınırlarını AA Analiz için kal

Ordu
Trump'ın Hizbullah planı: Suriye Hizbullah ile savaşır mı?

ORSAM Levant Çalışmaları Koordinatörü Dr. Oytun Orhan, Suriye'nin Lübnan'da Hizbullah'a karşı üstlenebileceği olası rolü ve bunun sınırlarını AA Analiz için kaleme aldı.

***

ABD Başkanı Donald Trump, G-7 zirvesi sırasında “İsrail'in Hizbullah'la mücadelede yetersiz kaldığını savunarak Suriye'nin Lübnan'da rol üstlenebileceği” yönünde açıklamalar yaptı. Trump daha sonra bu öneriyi farklı platformlarda birden fazla kez tekrarladı. Trump'ın Suriye'nin Lübnan'da daha fazla sorumluluk üstlenebileceğine yönelik açıklamaları ilk bakışta dikkat çekici bir öneri gibi görünmektedir. Özellikle Suriye'de 8 Aralık 2024 sonrasında ortaya çıkan yeni siyasi düzen, Şam'ın Batı ve bölge ülkeleriyle normalleşme sürecine girmesi ve İran'ın ülkedeki nüfuzunun önemli ölçüde gerilemesi dikkate alındığında Washington'un Suriye'yi bölgesel güvenlik mimarisinin bir parçası olarak değerle

Trump'ın açıklamalarını anlık bir siyasi çıkış olarak değerlendirmek de doğru olmayacaktır. Bu öneri, ABD'nin Ortadoğu'da şekillendirmeye çalıştığı yeni güvenlik mimarisinin bir uzantısı olarak okunmalıdır. Washington son yıllarda bir taraftan bölgedeki askeri yükünü azaltmaya çalışırken diğer taraftan güvenlik sorumluluğunu bölgesel ortaklar arasında paylaştırmayı hedeflemektedir. Bu anlayış, ABD'nin doğrudan sahaya müdahale etmek yerine bölgesel aktörlerin kendi güvenliklerini üstlenmesini teşvik etmektedir. Bu çerçevede yeni Suriye yönetiminin de İran karşıtı bölgesel denklemin bir parçası haline gelebileceği düşünülmektedir.

Bu yaklaşımın arkasındaki ikinci gerekçe ise İsrail'in Hizbullah karşısında elde ettiği “askeri kazanımların” stratejik bir sonuca dönüşmemesidir. İsrail son dönemde Hizbullah'ın komuta yapısına, silah depolarına ve üst düzey kadrolarına darbeler indirmiş olsa da örgütün tasfiye edilmesi mümkün olmamıştır. Washington'da giderek daha fazla dile getirilen değerlendirme, yalnızca hava gücüne dayanan askeri baskının Hizbullah sorununu kalıcı biçimde çözemeyeceği yönündedir. Bu nedenle Hizbullah'ın yeniden toparlanmasını engelleyecek farklı mekanizmalar üzerinde durulmaktadır.

Tam da bu noktada Suriye stratejik değer kazanmaktadır. Esed rejimi döneminde İran'ın en önemli lojistik koridorlarından biri olan Suriye, bugün İran'ın bölgesel nüfuzunu sınırlandırabilecek potansiyel bir ortak olarak görülmektedir. ABD açısından mesele, Suriye ordusunun Lübnan'da Hizbullah'la savaşması kadar İran'ın silah, milis ve lojistik ağlarının yeniden oluşmasını engelleyecek bir güvenlik ortağı kazanabilmektir. Hizbullah'ın uzun vadeli askeri kapasitesinin yalnızca Lübnan içindeki kaynaklarına değil, Suriye üzerinden işleyen ikmal hatlarına da bağlı olduğu düşünüldüğünde, Şam'ın bu süreçte üstlenebileceği rol Washington açısından stratejik önem taşımaktadır.

Ancak ABD'nin stratejik beklentileri ile Suriye'nin ulusal öncelikleri birbirinden ayrılmaktadır. Washington açısından rasyonel görülebilecek bir güvenlik paylaşımı modeli, Şam açısından son derece yüksek maliyetler doğurabilecek yeni bir dış askeri angajman anlamına gelmektedir. Her şeyden önce yeni Suriye yönetiminin temel önceliği dış politikada yeni askeri operasyonlar değil, devletin yeniden inşasıdır. Yaklaşık on beş yıl süren iç savaşın ardından ülke güvenlik kurumlarını yeniden yapılandırmaya, ekonomisini canlandırmaya ve merkezi devlet otoritesini güçlendirmeye çalışmaktadır. Şam yönetimi açısından bugün en kritik mesele sınırlarının ötesinde yeni cepheler açmak değil, ülke içinde i

Üstelik böyle bir tercih yalnızca stratejik önceliklerle değil, yeni yönetimin iç siyasi meşruiyetiyle de yakından ilişkilidir. Suriye toplumu uzun yıllar süren savaşın ardından güvenlik, ekonomik toparlanma ve normalleşme beklentisi içindedir. Kamuoyunda hâkim olan yaklaşım, devletin önce ülke içindeki sorunlara odaklanması yönündedir. Böylesi bir ortamda Lübnan'da yeni bir askeri maceraya girilmesi bu beklentiyi zedeleyebilir ve yönetimin toplumsal desteğini olumsuz etkileyebilir. Yeni yönetimin meşruiyetinin önemli ölçüde iç istikrar üretme kapasitesine bağlı olduğu düşünüldüğünde, dış operasyonlar siyasi açıdan önemli maliyetler doğurabilir.

Kalici baglanti: https://www.ajansonline.com.tr/haber/trumpin-hizbullah-plani-suriye-hizbullah-ile-savasir-mi

AJANS ONLİNE

HABER PORTALI