Tabarka'nın dağlarından getirilen kil, Nabil'de ustaların ellerinde şekillenerek kimi zaman günlük bir mutfak eşyasına, kimi zaman da günler süren el işçiliğinin ardından dekoratif bir esere dönüşüyor.
Bir aile işletmesinde sürdürülen geleneksel üretim, günümüzde dekoratif ürünlerle yelpazesini genişletirken, çömlekçilik sanatının yeni nesillere aktarılması ve el emeği ürünlerin yurt dışına ulaştırılması da sağlanıyor.
AA muhabirine konuşan çömlek ustası Habib bin Osman, çömlekçiliğe 16 yaşında başladığını ve yaklaşık 45 yıldır bu mesleği sürdürdüğünü söyledi.
Çocuk yaşta ustaların yanında çalışmaya başladığını anlatan Bin Osman, ilk dönemlerde malzeme taşıma, ürünleri güneşte kurutma ve ustalara yardım etme gibi işlerle uğraştığını, zamanla çamuru şekillendirmeyi ve parçaları birbirine tutturmayı öğrendiğini dile getirdi.
Yıllar içinde mesleğin farklı aşamalarında ustalaştığını ifade eden Bin Osman, çömlekçiliğin kendisine ve ailesine geçim imkanı sağladığını söyledi.
"Ben bu zanaatla büyüdüm, çocuklarımı bu zanaatla büyüttüm, okuttum ve bu meslekle geçimimi sağladım." diyen Bin Osman, yıllar içinde çok sayıda gence çömlekçiliği öğrettiğini ve bu gençlerin bugün kendi işlerini yaptığını ifade etti.
Bin Osman "Gençlerin bu zanaatı öğrenmesini, kendi ayakları üzerinde durmasını istiyorum. Geleneksel zanaatımızın ölmesini istemiyorum." diye konuştu.
Atölyede kullanılan kil, Tunus'un kuzeybatısındaki Tabarka bölgesinden getiriliyor.
Tabarka çevresindeki dağlardan çıkarılan kil, bölgedeki işleme tesislerinde hazırlandıktan sonra kamyonlarla Nabil'e gönderiliyor.
Bin Osman, atölyeye yaklaşık 12 kilogramlık rulolar halinde ulaşan kilin üretime hazırlanmak için yeniden işlendiğini anlattı.