Türkiye ve Avrupa'nın en büyük savunma, havacılık ve uzay sanayi kümelenmesi SAHA İstanbul tarafından İstanbul Fuar Merkezi'nde düzenlenen "SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı" devam ediyor.
Anadolu Ajansının Global İletişim Ortağı olduğu fuarda, "Giderek Daha İstikrarsız Hale Gelen Bir Bölgede Güvenlik Çapa Noktası Olarak Türkiye'nin DSR Ekosistemini Güçlendirmek: NATO İnovasyon Fonu'nun Stratejik Rolü" başlıklı panel düzenlendi.
Panelde, giderek istikrarsızlaşan bölgesel dinamikler karşısında Türkiye'nin konumu ve teknolojik yatırımların geleceği ele alınırken, NATO İnovasyon Fonu'nun (NIF) Türkiye'nin savunma ve güvenlik ekosistemindeki stratejik rolü de masaya yatırıldı.
Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Muhammet Kasım Gönüllü, panelin açılışında yaptığı konuşmada, küresel sistemin köklü bir dönüşümden geçtiğini belirterek, artan bölgesel çatışma ve jeopolitik gerilimlerin uluslararası güvenlik ortamını temelden yeniden şekillendirdiğini ifade etti.
Güvenliği sağlamak için diplomasinin tek başına yeterli olmadığını dile getiren Gönüllü, "Modern savaş alanı giderek artan bir şekilde ileri teknolojiler tarafından belirlenmektedir. İnsansız sistemler, yapay zeka odaklı karar alma, siber güvenlik, elektronik harp ve uzay teknolojileri artık sadece tamamlayıcı unsurlar değildir. Bunlar operasyonel üstünlük sağlamada belirleyici faktörlerdir. Bugün gerçek güç sadece silahlı kuvvetlerin büyüklüğüyle değil gelişmiş yerli teknolojileri tasarlama, geliştirme, üretme ve etkili bir şekilde konuşlandırma kapasitesiyle ölçülmektedir." değerlendirmesinde bulundu.
Milli Teknoloji Hamlesi'nin itici gücünün yerli üretim yeteneklerini ve AR-GE ekosistemini geliştirmek olduğunu belirten Gönüllü, Türkiye'nin tedarike dayalı bir yapıdan dinamik ve inovasyon odaklı bir ekosisteme geçiş yaptığını söyledi.
Gönüllü, Türkiye'nin insansız hava sistemlerindeki küresel liderliğine dikkati çekerek şunları ifade etti:
"Bayraktar TB2, TB3, AKINCI, KIZILELMA, ANKA ve AKSUNGUR gibi platformlar, sadece teknolojik gelişmişlikleriyle değil muharebede kanıtlanmış performanslarıyla da öne çıkan uluslararası kabul görmüş referanslar haline gelmiştir. Beşinci nesil savaş uçağımız KAAN ve hafif taarruz uçağımız HÜRJET'ten, ATAK ve GÖKBEY helikopterlerimize, MİLGEM, TCG Anadolu deniz platformlarımızdan ana muharebe tankı ALTAY'a ve Gökdoğan, Bozdoğan hassas güdümlü füzelerimizden HİSAR, SİPER ve KORKUT gibi çok katmanlı çelik kubbe hava savunma mimarilerimize kadar anıtsal adımlar attık. Bugün Türkiye, küresel savunma pazarlarında sadece bir katılımcı değil onu aktif olarak şekillendiren bir ülkedir."
Türkiye'nin elde ettiği teknolojik ilerlemenin NATO'nun kolektif gücünü ve dayanıklılığını doğrudan desteklediğine dikkati çeken Gönüllü, Türkiye'nin ittifakın caydırıcılık ve savunma duruşuna vazgeçilmez bir değer kattığını vurguladı.
Gönüllü, NATO'nun teknolojik işbirliği ve inovasyon odaklı yetenek geliştirme için hayati bir platform olduğunu belirterek, "NIF ve NATO'nun Kuzey Atlantik Savunma İnovasyon Hızlandırıcısı (DIANA) programı, NATO'nun genişleyen inovasyon gündemini yönlendiren iki hayati araçtır. Türk derin teknoloji girişimleri için bu mekanizmalar, seyreltici olmayan erken aşama finansmanı, stratejik risk sermayesi desteği, uluslararası tanınırlık ve NATO pazarlarına doğrudan erişim gibi oyunun kurallarını değiştiren fırsatların kilidini açmaktadır." dedi.