Uluslararası İlişkiler Analizler Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Cavid Veliyev, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki stratejik koordinasyonu ve bunun bölgesel yansımalarını AA Analiz için kaleme aldı.
***
Günümüzde uluslararası sistemin köklü bir değişim sürecinden geçtiği kabullenilen ve bilinen bir gerçekliktir. Bu noktada özellikle küresel ölçekte sorumluluk üstlenecek liderlik eksikliği ve uluslararası örgütlerin mevcut sorunlara etkili çözümler üretememesi, değişim ihtiyacının başlıca nedenleri arasında gösterilmektedir. Bu sistem değişikliğinin nereye evrileceği ve nasıl bir sonuç üreteceği henüz belli olmamakla birlikte bütün uluslararası aktörler, tutum ve politikalarını yeni gerçekliğe göre şekillendirmektedir.
Yaşanan küresel sistem değişikliği karşısında Azerbaycan ve Türkiye müttefikliğinin gelecek yol haritasının belirlenmesi önem arz etmektedir. İki ülke ilişkilerinin son 35 yılına bakıldığında başarılı bir dönemden bahsedilebilir. Bu başarıya dış politikada ortak hedeflere ulaşmak amacıyla işbirliğinin koordineli ve düzenli biçimde yürütülmesi sayesinde ulaşıldı. Nitekim iki ülke arasında dış politikada koordinasyon, toplumlar tarafından da desteklendi. Türkiye'de 2019'da yapılan kamuoyu araştırmasında “Türkiye, dış politikada kiminle birlikte hareket etmeli?” sorusuna yüzde 44,5'le ilk sırada "Azerbaycan ile birlikte hareket etmelidir." cevabı çıkmıştır. Katılımcıların yalnız yüzde 15,6'sı "
Azerbaycan, bağımsızlığını kazandıktan sonra iki ülke arasında koordinasyon önce enerji alanında sağlandı. 1990'lı yıllarda Azerbaycan petrol ve doğal gazını dünya pazarlarına çıkartacak çeşitli güzergahlar tartışılırken iki ülke, bunun Bakü-Ceyhan hattı olması noktasında ilk anlaşmaya vardı. Her iki ülke, rakiplerin boru hattına yönelik çeşitli sabotajlarından işbirliği ve koordinasyon sayesinde başarıyla çıktı. Günümüzde Türkiye'nin doğal gaz tedarikinde zaman zaman Azerbaycan'ın üçüncü sıradan ikinci sıraya yükselmesi, Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı'nın (TANAP) devreye alınması, Azerbaycan'ın 15 ülkeye doğal gaz ihraç etmesi ve Türkiye'nin köprü olmasının temelinde 1990'lı yıllarda ik
İkinci önemli stratejik sonuç üreten koordinasyon süreci, bölgesel taşımacılık alanında yaşandı. Bugün Türk dünyasını birleştiren, Azerbaycan ve Türkiye'nin küresel taşımacılık alanında stratejik değerini artıran ve köprü rolü özelliği kazandıran Bakü-Tiflis-Kars Demir Yolu hattının yapılmasıdır. Bu hat gündeme geldiğinde, Ermeni diasporasının yoğun baskısı sonucunda ABD Kongresi Amerikan bankalarının, Avrupa Parlamentosu ise Avrupa bankalarının kredi ve finansal destek sağlamasını engelledi ancak proje başladıktan sonra Azerbaycan hem kendi kısmının hem de Gürcistan kısmının gerçekleşmesi için gerekli finansmanı sağladı. Eğer karşı taraf başarılı olmuş olsaydı bu demir yolu, bugün Azerbayca
İki ülke arasında koordinasyonun en önemli ayaklarından birini askeri-güvenlik alanı oluşturmaktadır. İki ülke arasında 1992 ve 1996 yıllarında imzalanan askeri eğitim anlaşmaları, askeri anlamda entegrasyon ve koordinasyona hizmet etmiştir. 2007'de iki ülke arasında kurulan ve iki yılda bir toplanan Yüksek Düzeyli Askeri İşbirliği Konseyinin amacı, bölgesel gelişmeleri değerlendirmek ve iki ülkenin bu gelişmeler karşısında koordinasyonuna katkı sağlamaktır. 2008'de Rusya'nın Gürcistan müdahalesi sonrası Azerbaycan-Türkiye arasında Stratejik Ortaklık ve Karşılıklı Yardımlaşma hakkında imzalanan anlaşma ve aynı yıl kurulmuş olan Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi, her iki ülke arasında koordina