GÜNCEL

Üçlü pakttan bölgesel güvenlik mimarisine: Mekke Anlaşması'nın genişleme senaryoları

Karadeniz Teknik Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Hamdullah Baycar, Mekke Ortak Savunma Anlaşması ile kurulan ittifakın olası genişleme

Ağrı
Üçlü pakttan bölgesel güvenlik mimarisine: Mekke Anlaşması'nın genişleme senaryoları

Karadeniz Teknik Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Hamdullah Baycar, Mekke Ortak Savunma Anlaşması ile kurulan ittifakın olası genişleme senaryolarını AA Analiz için kaleme aldı.

***

7 Ağustos 2026'da İslam'ın en kutsal şehri Mekke'de Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye tarafından imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, bir üyeye yönelik saldırıyı tümüne yönelik sayan hükmü nedeniyle NATO'nun 5. maddesine benzetildi ve bazı yorumlarda "İslam NATO'su" olarak anıldı. Aslında 2025'te Pakistan ile Suudi Arabistan arasında imzalanan ikili savunma anlaşmasının bir yıl içinde Türkiye'nin katılımıyla üçlü bir yapıya dönüşmesi, güvenlik ortaklığının kısa sürede çok taraflaştığını ve kurumsallaştığını gösteriyor. Aynı mantığın devam etmesi, mevcut üçlü yapının da nihai format olmayabileceğine işaret ediyor. Nitekim 7 Ağustos'tan bu yana tartışmanın merkezinde anlaşmanın içeriği

Bu genişlemenin en çok konuşulan adaylarından biri Mısır oldu. Kahire'nin katılımını arzulayan başkentlerin başında gelen Ankara'nın bu yöndeki isteğinin birden fazla gerekçesi var. Bir yandan Arap dünyasının ve Orta Doğu’nun önde gelen askeri ve siyasi güçlerinden biri olan Mısır'ı bünyesine katması, paktın bölgesel ağırlığını ve temsil gücünü artıracaktır. Öte yandan Mısır'ın katılımı, Türkiye açısından Doğu Akdeniz'deki güvenlik denklemini de etkileyebilir. Kahire'nin Atina ve Lefkoşa ile mevcut deniz yetki alanı mutabakatları bu etkinin sınırlarını çizse de Mısır'ın Türkiye ile aynı savunma mekanizması içinde yer alması, İsrail, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ve Birleşik Ar

Kahire'nin katılımı, paktın bölge ülkelerinin Washington'la mevcut güvenlik ilişkilerine alternatif olmadığını, ancak bunlarla birlikte sürdürülebilecek tamamlayıcı bir mekanizma olduğunu gösterebilir. Benzer biçimde, İran'ı doğrudan bir güvenlik tehdidi olarak tanımlamayan Mısır'ın üyeliği, paktın İran'a karşı kurulduğu yönündeki iddiaları da zayıflatır. Kurucu üç ülke bu iddiayı baştan reddederken Tahran'ın ilk tepkisi de bu çerçeveyi destekledi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, "Dini ve medeniyet bağlarımızın derin olduğu üç komşu ülkenin, yani Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın bu anlaşmasının İran’a karşı olduğundan endişe duymamız için bir neden yok" derken, bölge ü

Katar, genişlemenin bir diğer güçlü adayıdır. Türkiye ile derin savunma ilişkileri bulunan Doha, 2021'deki El-Ula Mutabakatı'yla Suudi Arabistan'la ilişkilerini de normalleştirdi. Katar'ın son iki yılda yaşadığı tecrübe, güvenlik ortaklıklarını çeşitlendirme ihtiyacını daha somut hale getirdi. 9 Eylül 2025'te İsrail, Doha'da Hamas heyetini hedef alan bir hava saldırısı düzenlerken, 28 Şubat 2026'da başlayan savaşta Katar toprakları bu kez İran'ın füze saldırılarına maruz kaldı. Böylece Katar, kısa bir süre içinde bölgesel rekabetin iki farklı tarafından kaynaklanan doğrudan saldırılarla karşı karşıya kaldı. ABD ile güvenlik ilişkileri ve El-Udeyd'deki Amerikan askeri varlığı devam etse de bu

Irak ise ittifakın İran karşıtı bir bloktan ziyade daha geniş bir bölgesel savunma yapısına dönüşebileceğini en somut biçimde gösterecek adaydır. İran'ın güçlü siyasi ve güvenlik nüfuzu nedeniyle çoğu zaman Tahran'a yakın görülen Bağdat'ın böyle bir yapıya katılması, paktın bir Sünni ittifakı olduğu yönündeki okumaları önemli ölçüde zayıflatacaktır. Dahası, İran'ın kaygılarını yapının içinden dile getirebilecek bir aktörü de masaya taşır.

Ankara açısından Kalkınma Yolu Projesi, Irak'ın katılımını önemli kılan ilave bir gerekçe sunuyor. Proje, Türkiye-Irak-Körfez hattındaki ekonomik entegrasyon ile güvenlik iş birliğini birbirine bağlama potansiyeli taşıyor. Ancak Irak aynı zamanda genişlemenin en zor adaylarından biridir. İran'a yakın silahlı grupların Irak'taki siyasi ve askeri nüfuzu düşünüldüğünde, Bağdat'ın "bir üyeye yönelik saldırı, hepsine yönelik sayılır" şeklindeki kolektif savunma yükümlülüğünü üstlenmesi kolay olmayacaktır. Üstelik Tahran'ın pakta yönelik mevcut olumlu yaklaşımının Irak, Lübnan ve Yemen gibi İran nüfuzunun daha güçlü olduğu alanlara doğru bir genişlemesi halinde nasıl bir tavır alacağı da belirsizd

Kalici baglanti: https://www.ajansonline.com.tr/haber/uclu-pakttan-bolgesel-guvenlik-mimarisine-mekke-anlasmasinin-genisleme-senaryolari

AJANS ONLİNE

HABER PORTALI