İletişim Başkanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi işbirliğinde, 3-6 Eylül'de İstanbul'da "Yatırımlar İçin Güçlü Merkez Türkiye" isimli medya programı düzenlendi.
Programa katılan Birleşmiş Milletler (BM) Cenevre Ofisinde Akredite Basın Mensupları Birliği (ACANU) Başkanı ve BM Cenevre Ofisinde kıdemli muhabir olarak görev yapan Dina Abi Saab ve Cenevre merkezli uluslararası gazeteci olarak çalışan John Zarocostas, program ve Türkiye'ye dair izlenimlerini AA muhabirine anlattı.
Saab, İstanbul ziyaretinin kendisinde stratejik konumunun fazlasıyla bilincinde olan ve bu konumu nüfuz, bağlantısallık ve uzun vadeli kalkınmaya dönüştürme konusunda kararlı ülke izlenimi bıraktığını belirtti.
"Beni en çok etkileyen husus, ülkenin dinamizmi ve yaptığım pek çok görüşmede dile getirilen hedefler oldu. Türkiye, iklim politikası, kentsel dönüşüm veya teknoloji konularına birbirinden kopuk başlıklar olarak bakmıyor." diyen Saab, Türkiye'nin bunları ekonomik dayanıklılığı güçlendirme, şehirleri iyileştirmenin yanı sıra bölgesel ve küresel işbirliğinde rol üstlenmeyi sürdürme yönündeki daha geniş kapsamlı çabanın parçası olarak bir arada ele aldığını vurguladı.
Saab, Türkiye'nin hem başarıları hem de zorlu tecrübeleriyle edindiği birikimi geleceğe yönelik daha tutarlı bir vizyona dönüştürmek için ciddi çaba gösterdiğini söyledi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile yaptıkları görüşmenin önemine işaret eden Saab, "Bu görüşme, iklim eylemini şehirler, konutlar, kamu hizmetleri, kaynak yönetimi ve toplumların güvenliği gibi çok somut bir zemine oturttu. Görüşmeden, Türkiye'nin iklim politikasını yalnızca çevresel bir yükümlülüğün yanı sıra bir kentsel kalkınma ve dayanıklılık gündemi olarak ele alma niyetinde olduğu izlenimiyle ayrıldım. Sıfır Atık girişimi bu yaklaşımın güzel bir örneğini teşkil ediyor. Bu girişim, atık azaltımı, geri dönüşüm ve döngüsel ekonomi anlayışını kamusal yaşamda çok daha görünür kıldı." dedi.
Saab, Türkiye'de 6 Şubat 2023'te yaşanan ve "Asrın felaketi" olarak da anılan deprem felaketinin daha güvenli, sürdürülebilir ve gelecekteki şoklara karşı dirençli şehirler inşa etmek adına öğrenme ve ilham kaynağına dönüştürülmeye çalışıldığına değindi.
Türk yetkililerin depremden etkilenen 11 il genelinde, geçen yılın sonu itibarıyla iklime dirençli tasarım, yenilenebilir enerjiyle uyumluluk ve Sıfır Atık ilkeleri gözetilerek 455 bin konut, iş yeri ve köy evinin inşa edildiğini belirttiğini aktaran Saab, bu yaklaşımın gerçek değerinin edinilen deneyimlerin ülke genelinde tutarlı şekilde uygulanabilmesi gibi unsurlara bağlı olacağını dile getirdi.
Saab, "Türkiye'nin COP31'e ev sahipliği yapmak için gereken lojistik deneyime, kurumsal kapasiteye ve uluslararası profile sahip olduğuna inanıyorum. Türkiye, heyetlerin ağırlanması, kurumlar arası koordinasyon, ulaşım ve güvenliğin yönetilmesi ile diplomasi, iş dünyası ve sivil toplumun kesişim noktasında faaliyet gösterme gibi büyük uluslararası etkinliklerin gerektirdiği süreçlere aşinadır. Bu bağlamda böylesi bir ölçekteki konferansa ev sahipliği yapabilecek pratik kapasiteye sahiptir. Türkiye küresel iklim tartışmalarına anlamlı bir bakış açısı kazandırma fırsatına da sahip. Türkiye, dirençli şehirleri COP31'in temel bir teması haline getirerek uluslararası iklim tartışmalarına anlamlı
Türkiye'nin coğrafi konumu ve diplomatik bağları nedeniyle bir köprü görevi görebileceğine değinen Saab, Türkiye'nin COP31'i özellikle iklim finansmanı, uyum çalışmaları, kentsel dirençlilik ve teknoloji paylaşımı konularında daha somut işbirliklerini teşvik etmek için kullanabilme ve bu tartışmaların gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki ayrımların ötesine taşınmasına yardımcı olabilme potansiyeline de işaret etti.