Yükseköğretim Kurulundan (YÖK) yapılan açıklamaya göre, üniversite rektörleri, COP31'in yalnızca bir iklim zirvesi değil bilim diplomasisini güçlendirecek, üniversitelerin çözüm üretme kapasitesini uluslararası platforma taşıyacak önemli bir fırsat olduğunu vurguladı.
Açıklamada görüşlerine yer verilen İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal, COP31'in iklim değişikliğiyle mücadelede yeni bir dönemin başlangıcını temsil ettiğini, bugüne kadar yürütülen çalışmaların artık daha somut sonuçlara dönüşmesi gerektiğini kaydetti.
İklim krizinin beklenenden daha hızlı ilerlediğine dikkati çeken Mandal, "Bugüne kadar farkındalık oluşturmayı konuştuk. Ama artık öyle bir dönemdeyiz ki bu bir tercih değil, zorunluluk. 1,5 derece hedefinde öngörülen kritik eşiğe beklenenden çok daha önce ulaştık. Önümüzde kaybedecek zaman kalmadı. Bundan sonra hedef koymanın ötesinde, o hedeflere ulaşacak eylemleri çok daha etkili ve verimli şekilde hayata geçirmek zorundayız." değerlendirmesini yaptı.
COP31 hazırlıklarında öğrencileri merkeze aldıklarını ifade eden Mandal, üniversitede oluşturdukları CORAL (Collective Resilience Alliance) yapılanmasıyla öğrencilerin süreci yönlendirdiğini belirtti. Mandal, "COP31'i bekleyen değil hazırlayan üniversitelerden biri olmak istiyoruz. Öğrencilerimizin katkısıyla 'COP30.5' adını verdiğimiz model bir iklim zirvesi düzenleyeceğiz. Sürecin merkezinde gençler olacak." ifadelerini kullandı.
Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu da COP31'in üniversitelerin toplumla kurduğu bağı daha da güçlendireceğini belirterek, YÖK'ün bilim diplomasisi ve bilim iletişimi vizyonunun yükseköğretime önemli bir yön verdiğini aktardı.
Hacımüftüoğlu, "Bilimi toplum için üretmeye çalışıyoruz. Erzurum'un, Doğu Anadolu'nun ve Türkiye'nin sorunlarına çözüm üretecek projeler geliştiriyoruz. Bilim Kafe etkinlikleri kapsamında 106 toplantı gerçekleştirdik. Bölgenin sorunlarını yerinde dinledik ve bu sorunlara yönelik çalışmalar başlattık. Bunların tamamı sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle ve COP31'in öncelikleriyle örtüşüyor." değerlendirmesinde bulundu.
Üniversitelerde yürütülen sürdürülebilirlik çalışmalarının yalnızca çevre alanıyla sınırlı olmadığını ifade eden Hacımüftüoğlu, ilaç hammaddesi üretimi, enerji verimliliği, sıfır karbon uygulamaları ve üniversite-sanayi işbirliklerinin de COP31 sürecine önemli katkılar sunacağını bildirdi.
Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir ise uzun süredir sürdürülebilirlik odaklı çalışmalar yürüttüklerini belirterek, COP31'e çevreci kampüs uygulamaları ve dijital tarım projeleriyle katkı sunacaklarını bildirdi.
Sözbir, tarımsal atıklardan geri dönüşüm, doğal kağıt üretimi, yağmur suyu hasadı, enerji tasarrufu ve güneş enerjisi yatırımlarıyla çevreci kampüs hedefi doğrultusunda önemli çalışmalar yürüttüklerini, GreenMetric sıralamasında ilk 100'e girme hedefiyle çalışmalarını sürdürdüklerini aktardı.
Dijital tarım alanında yürüttükleri projelere değinen Sözbir, "TÜBİTAK UZAY, ROKETSAN ve özel sektör iş birliğiyle yürüttüğümüz Gezgin-1 projesiyle yapay zeka destekli bir tarım uydusu geliştiriyoruz. Amacımız görüntü işleme teknolojileriyle bitki hastalıklarını erken tespit etmek, toprak analizlerini uzaydan gerçekleştirmek ve tarımsal üretimde dijital dönüşümü hızlandırmak." ifadelerini kullandı.