Kent Üniversitesi Hukuk Fakültesinden uluslararası hukuk uzmanı Dr. Shahd Hammouri ve Sussex Üniversitesi Emeritüs Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Profesörü Martin Shaw, AA muhabirine yaptıkları değerlendirmede, atılan adımın Gazze'deki soykırımı durdurmaya yetmediğini, İsrail devletinin doğrudan hedef alınmadığını ve kararın kısmen İngiltere'deki iç siyasi hesaplardan beslendiğini ifade etti.
Dr. Hammouri, İsrail yerleşimlerinin kuruldukları ilk günden bu yana açıkça hukuka aykırı olduğunu belirterek, devletlerin bu yerleşimlerle ticaret yapmama yükümlülüğünün "tanımama" ilkesine dayandığını söyledi. Hammouri, bölgede faaliyet gösteren İsrailli şirketlerin çalınmış su ve toprakları kullandığını, toprakları gasbeden yerleşimcilerin büyümesine imkan tanırken Filistinlilerin ekonomik olarak gelişmesini engelleyen eşitsiz bir sistem inşa ettiğini vurguladı. İngiltere'nin bu yerleşimlerle ticaret yapmama yükümlülüğünün çok uzun zaman önce doğduğunu dile getiren Hammouri, buna karşın yasağın ancak şimdi hayata geçirildiğine dikkati çekti.
Atılan adımın "asgari düzeyde" kaldığını belirten Hammouri, "Üç yıl süren soykırımda İngiltere, İsrail'e karşı hiçbir ekonomik caydırıcı adım atmadı." dedi.
İdeal adımın sadece yerleşim ürünleriyle sınırlı kalmayan, silah, enerji ve mali altyapıyı da kapsayan kapsamlı bir ticaret yasağı olduğunu kaydeden Hammouri, bu yükümlülüğün hem Uluslararası Adalet Divanının (UAD) İsrail'in Batı Şeria ve Gazze'deki varlığını hukuka aykırı bulan kararından hem de soykırımı önleme yükümlülüğünden kaynaklandığını söyledi.
Hammouri, Birleşmiş Milletler (BM) Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese'nin geçen yıl yayımladığı üçüncü devletlerin sorumluluğuna ilişkin raporunda çoğu devletin bu yükümlülüğü yerine getirmediğinin belirtildiğini aktararak, tazminat konusunda ise Filistinlilerin yıllardır İngiliz mahkemelerinde İsrail'in ihlalleri nedeniyle tazminat arayışında bulunduğunu, bu davaların siyasi isteksizlik ve hukuki yolların sınırlılığı nedeniyle zorlu geçtiğini kaydetti.
İngiltere'de Gazze'deki soykırıma ve işgale karşı sokak gösterilerinin bir milyonu aşan katılımla sürdüğünü hatırlatan Hammouri, hükümetin bu adımının politika değişikliğinden çok "bir şeyler yaptık" diyebilmek ve oy toplamak amacı taşıdığını vurguladı.
Hammouri, İsrail'in İngiliz yetkilileri kamuoyu önünde tehdit etmesinin İngiliz vatandaşları için endişe verici olduğunu, İsrail'in de yaklaşan seçimler nedeniyle uluslararası alanda yalnızlaşma korkusuna karşı halkına güven vermeye çalıştığını ve bu nedenle sert tepki gösterdiğini kaydetti.
Profesör Shaw ise UAD'nin 2024'teki kararıyla İsrail'in Batı Şeria, Doğu Kudüs ve Gazze'deki işgalinin hukuka aykırı olduğunu teyit ettiğini hatırlatarak, İngiltere'nin bu kararı kabul etmesinin iki yıldan fazla sürdüğünü ancak nihayetinde kabul ettiğini belirtti.
ABD Başkanı Donald Trump'ın bu adıma karşı çıkmamasını da ilerleme olarak değerlendiren Shaw, buna karşın adımın Gazze'de fark yaratmadığını, bölgede soykırımın etkilerinin sürdüğünü ve İngiltere'nin İsrail'i Gazze'den çekilmeye zorlayacak adımlar atmadığını vurguladı.
Shaw, İngiltere-İsrail stratejik ortaklığının halen geçerli olduğunu ve bunun hem askeri hem ticari ortaklık olduğunu kaydederek, "İngiltere, İsrail ile stratejik ortaklığını sürdürdüğü sürece işgal sona ermeyecek." diye konuştu.